|
|
DİN VE DEVLET İLİŞKİLERİNİN YENİDEN DÜZENLENMESİ
Din ve devlet ilişkilerinin tanzimi fevkalade önemlidir.T.C'nin kuruluşunda üç temel riyaset göze çarpmaktadır.Bunlar
dan birincisi Meclis Başkanlığı daha sonra bu makam Cumhurbaşkanlığı haline dönüşecektir.İkincisi Diyanet İşleri Baş
kanlığı,üçüncüsü ise Erkan-ı Harbiye Riyaseti'dir.Türkiye'nin yeniden kuruluşunda bu üç başkanlığın kuruluş ve çalış
malarını,kurulmakta olan devletin kurucu unsuru saymış,görevlerini anayasada belirtmiştir.İlk anayasadan bu güne
kadar Diyanet İşleri Başkanlığı'nın anayasadaki düzenleniş biçimi,anayasanın değiştirilemez hükümleri arasına alınmış
tır.Apaçık görülür ki yeni Türkiye'nin vatandaşları dini alanda devletin kalite konturolü yaptığı dini hizmetlerden yarar
lanacaklar,dinlerini bütün gerekleri ile öğreneceklerdir.Gazi Mustafa
Kemal Katolik din hiyerarşisinin ve masallarının
yansıması sayılabilecek din adına yerleşmiş hurafeler yığınının ve din sömürüsü çarkının ancak Allah'ın kitabını anla
mış ve öğrenmiş insanların yok edebileceğini biliyordu.Bu amaçla hurafeler yığınının ve sömürü çarkının din ticaret ve
bezirganlığını yöneten,dinle hiç bir alakası bulunmayan ama din şeklinde halka telkin edilen hurafeler yığınının ancak
Kur'an ın
aydınlığı ile ortadan kaldırabileceğini bildiği için Kur'an ın anlamının öğrenilmesi ve bu dinin Peygamberi'nin
sözlerinin herkes tarafından anlaşılmasını istiyordu.Bu amaçla İslam Dini'nin temel iki kaynağı Kur'an ve Hz.Peygam
ber'in sözlerinin ve hayatının herkes tarafından bilinmesini şart koşmuştu. Çünkü,irticanın oluştuğu tek elverişli or
tam cehaletin karanlığıdır.Her türlü cehalette olduğu gibi dini cehalette çok kötüdür.Belki cehalet türlerinin en zaralısı olan bu cehalet türü her cinsten insanı gerçek dinin aydınlığından,Tevhid'in doğru yolundan uzaklaştırır,din
sömürüsünün zavallı bir aleti haline getirir.Hangi meslekten,hangi tahsil seviyesinden olursa olsun,din cehaleti,insa
nı ya inkara sürükler yahut din sömürüsünün kurbanı hatta ortağı haline getirebilir.
ÇARE İSLAM RÖNESANSI
Türk Halkı'nın dini,kendi öz kaynağı olan Kur'an' dan öğrenme hakkı hakların en kutsalıdır.Ama bu kitabın okunma ora
nı, hele Kur'an ın kendisinin istediği gibi okuma ve anlaşılması oranı yüzde bir mertebesinde bile değildir.Türkiye'nin
1826 Vak'a-i Hayriye'den beri,hatta
1774 ten bu yana başbelası irtica olmuştur.Dinin ve din kutsallarının istismarı,
Kur'an ın şiddetle karşı çıktığı büyük günahtır.Ama asırlardan bu yana yeryüzünün gelmiş geçmiş bu en büyük dev
rim kitabı okutulmamış okunmamış,ve bir din profesyonelleri camiası halkın yerine okumak ve anlamak iddiasında bulu
nagelmişlerdir.Bu mel'unane şirkİslam Dünyası'ndaki
ve herşeyden önce Türkiye'deki her ileri ve insani hamlenin önü
nü kesen bir canavar olmuştur.Resmen irticanın kaynağı durumunda bulunan Kur'an dışı dini hayat ıslah edilmelidir.
Atatürk'ün çok haklı olarak kapattığı tekkeler,türbeler,dergahlar Müslümanlar Kur'an yerine sözde büyüklere bağlan
makta devam ettiği müddetçe kapatılmış sayılamazlar ve irticaı zehirleyen,İslam'ı ve İslam Dunyası'nı geriliğe,sömürü
ye ve yıkılışa götüren mekanizması olarak çalışmaya devam ederler.Binaenaleyh sadece anayasa yapmakla işin için
den çıkamayız.İrticanın,sömürünün,fukaralığın ve cehaletin kökü kurutulmadıkça alınan her tedbir havada kalmaya
mahkumdur.
Devam>>
|