Küreselleşme, Türk Milleti’nin değerlendirdiği, istikamet verdiği, merkezi Ankara olan bir küreselleşme midir? “Hayır!” Millet partisi sayesinde böyle olacaktır. Vazifemiz budur!
(Alkışlar ve “Millet İktidar, Edibali Başbakan!” tezahüratları). ORTADOĞU PETROLLERİ
Şunu çok iyi biliyoruz. Değerli müttefikimiz, dostumuz ABD, Sayın Bush belli bir hesap içerisinde. Hesap yapıyor, kitap yapıyor. Diyor ki; “Ben Ortadoğu’yu Fas’tan, Cezayir’den başlayarak Çin’e kadar, Endenozya’ya kadar değiştireceğim, düzelteceğim.” Demek ilham gelmiş. Sayın Bush’un bir fotoğrafı var, garip bir fotoğraf. Önünde köpeği var -küçük bir enik- arkasında eli cebinde böyle dua ediyor. “Ben” diyor, “11 Eylül sonrası Irak’a müdahaleye karar verdiğimde dua ediyordum”. Hesap yapıyor adam. Neyin hesabını yapıyor? Irak’a gelecek ve Ortadoğu’daki ilk mesele olarak bu petrol havzasındaki Irak, İran, Kafkaslardaki petrol haklarını, hisselerini düzeltecek, değiştirecek. Kızgınlığı var, hakkıdır bir Amerikan Başkanı’nın. Neden? Çünkü Birinci Cihan Savaşında İngilizler aynen Bush gibi o zamanlar Lord Corc’du galiba eli cebinde, başında fötr dolaşıyordu. Şimdi Bush, “Ortadoğu’daki petrollerden ben nasıl fazla hak alırım” diye hesap yapıyor. Çünkü ben almazsam başkası gelip alacak. Korku bu. Amerika gelmezse bu bölgeye Avrupa gelmeye hazırlanıyor…
(Alkışlar ve “Millet İktidar, Edibali Başbakan!” tezahüratları).
Evet! İnşallah bu duadır, bu dua geçmelidir, kabul edilir inşallah! Rabbimin katında kabule şayan bir duadır. Çünkü millet, illet olmaktan çıkıp millet olduğu zaman meseleler çözülür, biter! Edibali başbakan olur zaten kendiliğinden. Çünkü biliyoruz ki liyakat… Allah’a çok şükür bir eksiğimiz yok. Millet illet olmaktan çıkıp da millet olduğu zaman Edibali ve arkadaşlarını da başının tacı yapar, bundan hiç şüphem yok. (Alkışlar). Bunda değerli arkadaşlar en ufak bir egoizm yok. Millet illet olmaktan çıkıp da millet olduğu zaman, diyorum. Kusura bakmasın, şimdi millet değil. Sadece lahmacunun etkisiyle, üç tane televizyonun bağırıp çağırmasıyla oylarının yüzde yetmiş beşini lahmacuna veren millet düşünmek mecburiyetindedir! Sıkıntı çekiyorsa hakkıdır, hakkıdır!
(Alkışlar ve “Millet Partisi, Milletin Sesi!” tezahüratları). AKP’YE VERİLEN REYİN HESABI!
Değerli kardeşlerim! Değerli Millet Evlatları!.. Biz doğru söylüyoruz, gerçeği söyleriz. Çünkü “gerçekten” üstün dost yoktur. Çünkü “gerçek” yani hak Allah’ın da bir ismidir. Onun için gerçeğe dayanacaksın, tüm hayatın boyunca gerçeğe inanacaksın. Ve gerçeği söyleyeceksin. Şimdi bu durumda olmayan bir millet reyinin kıymetini bilmeyen bir millet demektir. (Alkışlar). Haa o yüzde yedi buçukları verenler, bunları iktidara getiren insanlar evvela şunu bilecekler; “vel basü badel mevt” diyoruz yaa. Hah! Bu dünyadan giderken kafamız mezar taşına vurduğu zaman hesaba çekileceksin. Hesap Soran, “bu oyları nasıl verdin?” “Gel bakalım, o namazlardan önce, hayatını nasıl değerlendirdin? Sen, nasıl zalimleri, cahilleri, alçakları işe yaramaz adamları bu milletin başına musallat ettin? Bunun hesabını ver” diyecek. Reyinin hesabını vereceksin. Hem bu dünyada vereceksin, hem öteki dünyada. Yanlış yaparsan ahirete gittiğinde bunun hesabını asla veremezsin. Çünkü senin de oy vererek iktidara getirmiş olduğun bu zavallı iktidarların sebep olduğu veballer, günahlar sebebiyle Irak’ta yanan, her gün ölen insanların aileleri senden hesap soracak. Böyle aciz bir iktidarı getirdin. Sen bunların müsebbibisin, sen bunların davetçisisin, sen suç ortağısın! Kimin suç ortağısın? Irak’taki insanların katillerinin, o vahşi, zalim, İslam düşmanı, ahlak düşmanı, namus düşmanı, çöl hainlerinin, bu bölgenin iflahını kesmeye gelmiş emperyalist ajanların, her birinin hesabını, işte AKP’ye oy verenler, işte CHP’ye oy verenler, bunları bir araya getirenler verecek.
(Alkışlar ve “Millet İktidar, Edibali Başbakan!” tezahüratları).
Şu günkü Meclis hukuken yetkisiz bir selahiyet kullanan vekil gibidir. Durumu, kendisinde her hangi bir yetki olmadığı halde bir kötülüğü ortadan kaldırmak üzere; bir yanan bir binadaki ateşi söndürmek üzere hareket eden itfaiye eri gibidir. Vazifesi ancak zaruretle sınırlıdır. Zaruret geçtiği andan itibaren hiçbir vekalet geçmez. Bu ülkede bu iktidarın ve yavrusu olan CHP’nin işte icazetli bir iktidar ve muhalefet aldıkları oy toplamı yüzde kırkı bulmuyor. Ama yüzde altmışı değil yüzde yüzüne hükmediyor. Bunun demokrasiyle en ufak bir alakası yoktur. Azınlığın çoğunluğu yönetmeye hakkı olduğu hiç bir yerde iddia edilemez. Biz bugün bir azınlık tarafından yönetilen bir ülkeyiz. Bunun sürdürülmesi ancak bunların vaatlerini yerine getirmesiyle mümkün olur. Ne vaat ettiler? Ne vaat ettilerse birer birer yerine getireceklerdir. .