FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
..............................sayfaya dön

GENÇLER MİLLET PARTİSİ SAFLARINDA SİYASETE HOŞ GELDİNİZ!


Dersimiz Siyaset! Nihayet gençlerin siyasette yer alması gibi aklın gereği olan bir husus hatırlanabildi ve iktidar gençlerin ülke siyasetinde yer almasını istemeyerek de olsa kabul etti. İcazetli muhalefet de aynı görüşe uydu. Milletvekili seçilme yaşı 25’e indiriliyor ve bu seçim yılında 18 yaşında bulunan gençlerimiz oy kullanabilecek. “Bu azımsanacak bir gelişme midir?” dersek, “elbette gelişmedir İnşallah millete, bölgeye ve dünyaya büyük yarar sağlasın” deriz ve isteriz! Ve başka bir şeyi daha belirtmek isteriz ki mahdut demokrasimizin gerçek bir demokrasi haline gelmesi için milletin bütün fertlerinin, gruplarının, aktif biçimde siyasete katılması sağlanmadan demokrasinin, gerçek bir demokrasi haline gelmesi söz konusu olamaz da deriz.

Çok uzak bir geçmiş değil, yakınlara gelesiye kadar gençlerin siyasette yer almasını sağlayabilecek çalışma alanları çok mahduttu. Ama dünyanın gidişatı, halin icabı ve aklın gereğini yerine getirmek zordu. Gençlerin siyasette görev almasını sağlayacak düzenlemeler eksikti. Aynı husus bilim adamları ve memurlar için de söylenebilir. Yani bilim adamlarının ve memurların siyasette aktif olarak rol alması söz konusu değil! Sadece pasif olarak yani oy veren olarak siyasette esameleri okunabilir. Daha ötesi istenmemiştir. Peki gençlerden ne bekleniyor, ne isteniyor?

SİYASET GENÇLERDEN NE BEKLİYOR?

GENÇLER OY DEPOSU OLMAYACAK!
Sadece şu isteniyor! Oy atmaları, gerekirse vitrin süsü olmaları isteniyor! Daha fazla veya daha başka bir şey istenmiyor! Milletvekili seçilme yaşının 25’e indirilmesi ile bu yaş grubu da bir ölçüde temsil edilebilir. Yani gönüllenir. Yani siyasetin doğası olaylara ve sonuçlarına egemen olur! Gençlerimiz, bu milletin gençleri sadece oy teknesi, malzeme ve araç olarak görülmeyi kabul etmemelidirler!
SİYASET VE SORUMLULUK
Onlar siyasette en azından oy veren bir vatandaş olarak kalsalar bile, oylarını kullanırken de sorumlu olduklarını unutmamalıdırlar! Bu sorumluluk insani, vicdani, ilahi ve milli bir sorumluktur. Verilecek bir tek oyun bile, bir felaket çırası veya rahmet damlası olması çok kuvvetle muhtemeldir! Hele zamanımızda verilecek her oy iyi veya kötü ile çok açık bir işbirliği olarak kabul edilmesi gerekir! Yani attığın her oy seni şerirlerin veya iyilerin ortağı haline getirir. Yani vereceğiniz her oyla ya şekavet, felaket simsarlarının ortağı, arkadaşı olursunuz, yahut hakkın, hayrın ve iyiliğin yoldaşı olursunuz! Yanlışınızı fark ettiğinizde, aldatılıp kandırıldığınızı anladığınızda…
YANLIŞ OYDAN PİŞMANLIK YETMEZ!
“Hay elim kırılsaydı da vermez olsaydım” diye pişman olmak yetmez! Bir oy vermek, basit bir iş değildir! Yaptığın her şeyden sorumlu olduğun gibi, attığın oydan, desteklediğin siyasi akımdan da sen sorumlusun. Desteklediğin, razı olduğun bir partinin yaptığı tüm kötülüklerden, engel olmadığı çirkinliklerden sen sorumlusun! Yaptığı iyilik varsa elbette o iyiliklerden de sen vicdan huzuru duyabilirsin! Ne olacakmış ben sadece bir oy vermiştim diye işin içinden sıyrılamazsın! Ne buyurulmuştur: “Zerre miktarınca hayır işleyen hayır bulacak, zerre miktarınca şer işleyen de cezasını bulacaktır!” Bu tarihi ve insani gerçek o kadar açıktır ki bütün semavi dinlerin kitaplarında bakiyeler halinde mevcuttur ve tüm ilahi kitapları doğrulayan ve düzelten Şanlı Hazreti Kuran’da da bu ilahi hakikat pek çok ayeti celilede zikredilmiştir!
YAPTIĞIN ZERRE KADAR KÜÇÜK DE OLSA -İYİ-KÖTÜ- KARŞILIĞINI BULACAKSIN
Kötü bir şeye sebep olan, doğan sosyal sıkıntıdan, zarardan sorumludur! Benzin istasyonunda çakmağını uluorta ateşleyen adam, çıkan patlamanın sorumlusudur! Eşkiyaya, haramzadeye yataklık eden, destek veren, yol gösteren doğacak tüm zararlardan sorumludur! Ve kaybolan mal, telef olan can, lekelenen iffet, ismet, namus sebebiyle mağdurların azabı, öfkesi, bedduası o suçluyu, yakar, telef eder! Bu söylediklerimizi, yani özellikle bir sorumluluk makamına gelmesinde katkıda bulunan her şahsın ne kadar sorumlu olduğunu gösteren Rahmet Peygamberi ve Peygamberlerin Rehberi ve Sonu, Allah’ın Resulü(SAV), Doğu Roma İmparatoru Heraklius’a gönderdiği davetnamede, imparatoru hakka ve kurtuluşa çağırırken, sorumluluğunu da belirtmişlerdir.

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali