İyi organize edilmiş, köklü bazı sanayi teşebbüslerinin başarısı, kaynaklarımızı, teklif ettiğimiz çerçevede seferber ettiğimiz takdirde tüm sektörlerimizin de yarınki büyük başarısını müjdelemektedir.
14) Kâr ve toplumsal fayda:
Kâr amacını, toplumsal ihtiyaç, fayda ve milli çıkarlarımızla uzlaştırmayı esas alıyoruz.
15) Sektörler arası işbirliği:
Sektörler arasında yakın, rasyonel ve verimli bir işbirliğinin; verimi artırabileceğine, hayatı ucuzlatıp kolay hale getireceğine, sosyal kutuplaşma belirtilerini yok edip, toplumsal dayanışma ve uzlaşmayı esaslı surette sağlayacağına inanıyoruz. Devlet-fert işbirliğinin, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinin makro planda, teşebbüs hürriyetini asla zedelemeden verimli bir koordinasyonun zaruretine inanıyoruz.
16) Yerli teknoloji:
Türkiye’nin modern teknolojiyi süratle her sektörde benimsemesi, çağdaş teknoloji ile sektörleri beslerken en kısa süre içinde yerli teknolojisini geliştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Araştırma kurumlarımızın, üniversite ve yüksek okullarımızın önemli bir bölümünün modern teknolojinin, yeniliklerin takibi, araştırılması görevinde en büyük tediye kavuşmasını elzem sayarız. Halihazırda çağdaş teknoloji, araştırma kurumları ve uygulama arasında rasyonel, verimli ve ekonomik bir koordinasyonun varlığı iddia edilemez.
17) Ekonomi politikamızın esası:
Ekonomi politikasının esası, ferdi, sosyal ve milli zaruret ve ihtiyaçları karşılamak gerçeğinden ibarettir. Milli ekonominin özü budur. Türkiye sanayileşmesinin bugünkü safhasında bile, yatırım malları, ara malları ve tüketim malları konusunda dünya standartlarına uygun üretimin hem iç pazarda, hem de dünya pazarlarında rekabet imkanına kavuşması mümkündür. Halihazırda genel ticaret girdileri içinde çok büyük yer işgal eden enerji, yatırım malları ve ara malları, Türk ekonomisinin hakim karakterini ortaya koymaktadır. Türkiye’nin bilgi ve teknoloji birikimi ve temel sanayinin en önemli bölümlerini kurmuş bulunmasına rağmen ithal malalarının bu kompozisyonunu sadece milli ekonomi açısından değil, milli politika bakımından da zararlı telakki telakki etmekteyiz. Temel sanayi sektörünü kendi öz ülkesinde bile pazardan mahrum ederek atıl hale getiren dayanıklı-dayanıksız tüketim mallarının saldırısına terk etmek anlamına gelen dar boyutlu, ufuksuz, olağanüstü ölçüde kısa vadeli politikaları tasvip etmiyoruz. Kısaca ekonomi politikamızın bu konuda esası şudur:Süratle sanayileşmek zorundayız. Türkiye ticaretinin sanayileşmiş ülkelerin yatırım, ara ve tüketim mallarının pazarı haline gelmiş olmasını asla tasvip etmiyoruz, zararlı ve tehlikeli buluyoruz. Sanayileşme hamlesinin başarılı olması şarttır. Yatırım hacminin olağanüstü büyük, kâr marjının düşük ve kâr beklentilerinin uzun vadeli oluşu bir engel olsa bile, bu engel devlet ve fert tarafından aşılmalıdır. Biz sanayimizin, bugünkü safhasında bile rasyonel düzenlemelerle, iç ve dış Pazar talebini bu günkünün çok üstünde çağdaş düzeyde ve ucuz olarak karşılayabileceği inancındayız. 18) İthalat politikası:
İthal kalemlerimizin en önemli bölümünü teşkil eden petrolü asıl enerji kaynağı olmaktan çıkarmak mecburiyetindeyiz. Bu enerji türünün varlık süresi konusunda müşterek bir kanaat oluşmuştur. Yeni enerji türleri geliştirilmektedir. Hidroelektrik santralleri konusunda maksimum kapasiteye varmalıyız. Nükleer enerji santrallerini çoğaltmalıyız. Pek yakın bir süre içinde randımanı artması muhakkak güneş enerji santrallerini ve jeotermal santrallerini süratle devreye koymak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin büyük ölçüde ve süratle elektrifikasyonu bir zarurettir. Diğer ithalat malları konusunda da milli ihtiyaçları kesinlikle karşılayan, yerli sanayiye dayalı ikameler mümkündür. Ve bu ikameler gerçekleştirilmelidir. Lüks malların ithalatını yüksek ölçüde vergilendirmek vazgeçilemeyecek esastır.
19) İhracat politikası:
İhracat konusunda sadece tarım sektörüne dayanmayı hatalı buluyoruz. Sanayileşme ile bir süre sonra tarım malları, özellikle tarım sanayi ve genel sanayi malları ihraç edilir hale gelecektir. Sanayi malları ihraç edecek hale gelmemiş bir ekonominin gelişmesi mümkün değildir. Sanayileşme bazına dayalı ihracat, toplumun tam desteğine kavuşacaktır.