FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
...............sayfaya dön
 


DEVLETİMİZİ MUHTEŞEM BİR DEVLET YAPACAĞIZ

27.04.2007 Tarihli Kocatepe Kültür Merkezindeki Millet Partisi Büyük Kurultayında Genel Başkan
Sayın Aykut EDİBALİ’nin yaptığı konuşma.

Değerli Arkadaşlar,
Muhterem Delegeler,
Dava Arkadaşlarım!

Bu hayırlı Cuma gününde son derece önemli bir toplantıda bulunmak üzere teşrif ettiniz Yurdun dört bucağından geldiniz ve milletin partisi Millet Partisi’nin muhteşem yürüyüşüne son şeklini vermek üzere; provalarını, tashihlerini yapmak üzere geldiniz hepinize teşrifleriniz sebebiyle, teşekkür ediyorum.
(Alkışlar)
FATİHLERDEN ALLAH’A DİLEKÇEDİR BU!..
Aziz Millet Partililer,
Çok Muhterem Delegeler!
Bu milletin çok muhteşem bir tarihi; her sayfası ibretle okunacak ve ömür boyu kılavuz tutulacak değerli ibret levhaları, sahneleri vardır. Bazen ümitsizliğin, karanlığın kanatlarının bütün ufukları sardığı anda bir büyüğümüzün sözü, bir büyük devlet adamımızın attığı adım, bir rüya bize yol gösterir.
Burada sanki Abdülkerim Satuk Buğra Han vardır. Onu görür gibiyim. Burada Alparslan Gazi vardır. Burada Rumeli’yi Türk diyarı, Müslüman diyarı yapan Evlad-ı Fatihan’ın göz bebeği kırk yiğidin sala binişlerinin deniz dalgalarını hisseder gibiyim. Sanki kırk büyük fetih adamı adımını atmak üzeredir Rumeli’yi fethetmek için. Herkesin umudunun tükendiği yerde sanki burada bu mübarek cumada… Zaten büyük fetihlerimizin günü hep cuma olmuştur; Malazgirt’te Alparslan kefeni andıran kaftanını giymiştir. Sanki Barbaros Hayrettin, Amiral Andreya Dorya’nın muazzam gücü karşısında, kâinatı yoktan yaratan Ulu Allah’a dilekçesini sunmak üzeredir: “Ey Allah’ım! Kâfirin arkasındaki bu rüzgârı çek!”
(Alkışlar ve “Millet İktidar Edibali Başbakan!” tezahüratları.)
Çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Bizde enaniyet yok, bencillik yok: “Edibali Başbakan”, Allah razı olsun bu bir dua. Ama bazıları bundan endişe eder, rahatsız olur…
Bu dava, hak Davas! Yani bu milletin davası. Öyle büyük bir dava ki, başbakanlık makamı çöpçü makamı kadar kıymetli! İndimizde değeri bu!..
Davanın azameti binlerce, yüz binlerce şehidin kutlu makamının bu büyük dava indindeki değeri, ciddi bir hizmet neferi olmaktan başka bir anlamı yoktur bizim indimizde!..
(Alkışlar).

RAHMETLİ TÜRKEŞ’İN EMANETİ BENDE
Şimdi! Madem öyle, işte böyle! Sana bir emanet verdik! Öyle mi? Kim verdi? Rahmetli Türkeş… Emaneti bende. Yozgat’taki mitingi kim yaptı! Kayseri’deki mitingi kim yaptı! Çorum’daki mitingin yapılması için ricada bulunan kimdi! Yasin Bey gelsin anlatsın. Sesi de güzel, müsait, şiire de gidiyor. Dil hakikatleri söylemek için vardır!
(Alkışlar ve “Bilge Lider Edibali!” tezahüratları).

ASKERİ, SİVİLİ, ALİMİ NİYE DİNLEMİYORSUN?
Bugün mübarek cuma... Allah, müminlere, Müslümanlara cumaları hak ettiği huşuu, huzur, iman gayreti içerisinde samimiyetle kutlamasını, ihya etmesini, sevabından yararlanmasını nasip etsin. Cumaya denk geldi (toplantımız) ne yapacağız? Cumadan bahsedeceğiz. Kulakları çınlasın, Paşa “Cuma namazını bilmediğimizi söylüyorlar” diyor. Basın toplantısı yapıyor. … İnsanlar; dertlerini anlatmaya çalışıyorlar, askeri, âlimi, tecrübe sahibi insanlar bir şey anlatmaya çalışıyorlar. Her türlü riski, tehlikeyi göze alarak anlatıyorlar. Kime anlatıyorlar? Kime!..
Bu lafların konuşulacağı Türkiye Cumhuriyeti devlet düzeninde bir takım yerler var. Asker siville konuşacak, derdini anlatacak! Düşüncesini söyleyecek! Teknik adam düşüncesini söyleyecek! Gönül adamı hissiyatını, duygularını söyleyecek. Ve ondan sonra da akıl ve hikmet oturup karar verecek. Bu, işte bu örnek devlet düzenidir. Ama bunların böyle bir şeyle alakası yok! Sıkıntı duymuyor! Yargıtay Türk Yargıtay’ı mı? Fransız Yargıtay’ı mı? Sen onu dinlemiyorsun! Danıştay bu ülkenin hâkimlerinden. Kim tayin ediyor? Sen tayin ediyorsun üstelik. Cumhurbaşkanı tayin ediyor. Bütün rektörleri sen tayin ediyorsun. Ne yapıyorsun? Dinlemiyorsun, bildiğini okuyorsun. Ne biliyorsan!? Ben de sana bir şey söyleyeyim mi? Sen hiçbir şey bilmiyorsun?
(Alkışlar).

CEPLERİNİ NASIL DOLDURDUN?Arkadaşlarım yıllardan beri bir güzel türkü tutturdular “Birliğin Adresi; Millet Partisi” doğrudur. Bizim Millet Partisi içerisinde birbirinden değerli devlet bakanları var, parti başkanları var, büyük hizmetler yapmış insanlar var. Dün Türkmenlerin toplantısındaydık…  Bana, Yaşar Yurtöven Başkan bir toplantıda şunu söylediğimi hatırlatıyor: “Sen iyi adamsın, iyi hizmetler de yapıyorsun, iyi çöp topluyorsun, yolları temizliyorsun, suyu da az çok düzene soktun. Senden daha önce hırsızlık ve şaibesi sebebiyle yargılanmış, İSKİ skandalına adı karışmış birisi var. Onun yaptığı yanlışlara da düşmüyorsun! Ama cebini nereden dolduruyorsun? Senden olsa olsa belediye başkanı olur! Ama muhakeme edileceksin. Ceplerini nasıl doldurduğun müzakere edilecek.”
Eskiden kara para aklayıcıları vardı? Şimdi de hala cari kara para aklanması. Kara para giriyor aklanıp çıkıyor bir şekilde. Şimdi bu hangi para? Akbil paraları, bilmem ne paraları, oradan buradan toplanmış paralar; bu milletin parası, yani beytülmalin, yani saçı bitmedik yetimin hakkı bu paralar. Bunun yanında bir de Bosna Mücahitleri’nin parası; şehit, yetim parası. İnsanların ölüm dirim paralarından verdikleri paralardan topluyorsun ve servet yapıyorsun. Hah!... Bunların davası Millet Partisi iktidarında yeniden g ö r ü l e c e k!..
(Alkışlar ve “Millet Partisi, Milletin Sesi!” tezahüratları).


 

 
 
 
Millet Partisi 2006• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali