YAŞASIN MİLLİ DEVLET!..
Çok uzun zamanda yapılacak işleri kısa bir zamanda yapmak bir üstünlüktür, meziyettir. Siz, her biriniz devlet yönetiminde yeni bir çığır açacak, devlete yeniden nizam intizam, düzen getirecek, istikrar getirecek bir davayı temsil ediyorsunuz. Millet Partisi şudur: Devlet milletin devleti olacak; birilerinin değil. Bu Milli Devlet; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yediden yetmişe bütün bu ülkede yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının devleti olacak! Dava bu!
Sadece yedi yüz yetmiş altı bin kilometre karelik arazide; Misakı Milli sınırları içerisinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının değil; bu devlet, tüm akrabalarının da devleti olacaktır! Kendini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak hisseden bütün vatandaşların devleti olduğu gibi, “bu devlet bir zamanlar benim devletimdi” diyen, Tuna’dan Aden’e kadar bütün Ortadoğu insanlarının da devleti olacaktır!
(Alkışlar ve “Millet gelecek, Yüzler gülecek!” tezahüratları).
Evet! Tarihin devletini, aklın devletini; milletin devletini, adaletin devletini, rahmetin, şefkatin devletini, merhametin devletini; bu milletin güçlü, itibarlı, sözünü dinleten, dostlarını sevindiren, düşmanlarını üzen devletini arıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu istihalenin içindedir, bu ihtiyacın içindedir. Devletimize hak ettiği bu büyüklüğü biz kazandıracağız.
(Alkışlar ve “Millet Partisi, Milletin Sesi!” tezahüratları).
Bir hatıramı nakledeyim. Bir veya iki sene oluyor. Bugün İrlandalı diye bir millet varsa Türkiye Cumhuriyeti’nin sayesinde var. Bugün İngiltere Angilikan kilisesi olarak din hürriyetine -kendi anladığı manada- farklı bir din hürriyeti yaşatıyor, inancı budur. “Ben Katolik Papa’nın tahakkümü altında yaşamak istemiyorum, benim kitaptan anladığım budur,benim kilisem de budur, benim anlayışım da budur” diyebilen bir İngiltere devleti varsa, şu günkü yaşayan İngiltere devleti sana borçlu. Sana!..
Muhteşem Kanuni’nin seferlerinin, ölüm dirim kavgasının sebebi yeryüzünde kâmil ahlakın temsilcisi olmak, din hürriyetinin koruyucusu olmaktır. Polonya varsa Türkiye sayesinde var! İngiltere varsa Türkiye sayesinde var! Yayınlanan mektuplarında İngiltere Kraliçesi’nin bir ricası var, Kanuni’den. Diyor ki: “Aldığımız haberlere göre Katolik donanması –İspanya Donanması’nın o günlerdeki adı Yenilmez Armada- Protestan varlığını yok etmek ve başımıza Katolik bir kral dikmek amacıyla üzerimize geliyor. Din hürriyetimiz, ayrıca yaşama hürriyetimiz ortadan kaldırılıyor. Ne olur, lütfedin o donanmayı tevkif edin. Ricamız bu.” Kanuni bu mektup üzerine bir milleti kurtarmak amacıyla yeryüzünün en büyük donanmasına Akdeniz’de pranga vuruyor. Niye? İngiltere rahat etsin, diye…
Polonya’da bir atasözü var, “Vistül’de Türk atları sulandığı sürece Polonyalı rahattır.” Macaristan’dan bu muhteşem millet geri dönerken insanlar gelip rica ediyorlar: “Ey adil Türkler bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz?”
YERYÜZÜNDE BÖYLE BİR ADALET GÖRÜLMEDİ
Bu gün Rusya varsa, yaşıyorsa Türkiye’nin 1921’de göndermiş olduğu buğday sayesinde var. Gazi Mustafa Kemal İstiklal Mücadelesi’nin henüz başlangıcında Ruslara Karadeniz’deki bütün tahıl stoklarının dörtte birini gönderiyor. Niye? Neden gönderiliyor?.. İngiliz’in, Fransız’ın kışkırttığı Ermeni Yunan çeteleri karşısında silahsız, parasız, cephanesiz ve yok edilmek üzere olan bir milletin başına Allah’ın bir lütuf olarak gönderdiği Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Fevzi Çakmak –bunların her biri veli adamlar, büyük insanlar- yaptıkları bir tercihin sonucudur. Yani siz 1921’de, Türkiye’nin en sıkışık zamanında bir ülkenin yok olmasına, açlıktan kırılmasına mani oldunuz. Bu adalettir! Bu insanlığa karşı duyulmuş büyük merhamettir! Şefkattir!..
İşte Türkiye Cumhuriyeti’ni akla, hikmete, ahlaka, vicdana, insafa, merhamete kavuşturma davasıdır bu dava! Millet Partisi’nin davası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni gerçekten büyük, muhteşem bir devlet haline getirmektir!
(Alkışlar ve ”Muhteşem Türkiye!” tezahüratları).
BU DAVA MİLLETVEKİLLERİNİ İLGİLENDİRİYOR MU ?
Şimdi bunun konuşulacağı yer neresidir? Parlamentodur! Bunun konuşulacağı yer neredir? Belediye meclisleridir. Devletin, bu milletin parasıyla beslediği, ihdas ettiği, ortaya koyduğu siyasi organlardır. Temsildir, yani bu milletin temsilidir. Ama bu söylediğimiz sözler, şu parlamentodaki değerli milletvekillerinin acaba kaçta kaçını ırgalar, ilgilendirir! İlgilendiren var ise gelsin baş tacı yapalım. Biz onları arıyoruz, aramaya da devam edeceğiz tabi.BU DİVAN, ÖZENGİ DİVANIDIR!..
Değerli arkadaşlar!
Bizim işimizde formalite yok. Her şeyimiz ciddi, her anımız değerli. Her yaptığımız toplantıda, her yaptığımız çalışmada bir yeni ders öğrenerek gidiyoruz.Şimdi bu toplantıdan sonra örnek bir şey göstereceksiniz. Örnek şu: Büyük sefer hallerinde Osmanlı, Selçuklu -Türkiye Cumhuriyeti’nde de olması lazım- padişah, başkomutan son hücumdan önce büyük komutanları toplar, -çadırda kâğıt üzerinde müzakereler yapılmıştır- herkes atıyla gelir, padişahın yahut başkomutanın yanına… Belli bir mesafede... Ordu savaş vaziyetini almak üzeredir, son bir rötuş yapılır. Padişahın birkaç göz işareti, veya sözü ile. Yahut vezir yanına gelir, bir şey söyler, o ötekine bir şey söyler. Bu, beygir üzerinde yapılan bir divandır. Yani oturak divanı değildir. Bu hücum halindeki divan, hazırlığın son safhasındaki divandır ki buna üzengi divanı derler.
Bu divan üzengi divanıdır!
(Alkışlar ve ”Muhteşem Türkiye!” tezahüratları).
(Alkışlar, ‘’Millet İktidar, Edibali Başbakan!’’ tezahüratları.)
EMİN ADAM!..
Değerli arkadaşlar!
Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıyoruz. Öyle bir şey yapıyoruz. Kim yapıyor Allah aşkına bu Cumhurbaşkanlığı seçimini? Hani uzun da boyu var maşallah, ama ona arkadaşlarının uygun bulduğu yer İstanbul Belediye Başkanlığı… Emin adam diye koymuşlardı, Şehreminliğine…91 İttifakında bu, böyle oldu. Herkes kendi ekibinde güvendiği inandığı insanları oraya tercih etti. Yanılabiliyor insan demek ki. Milletvekili seçimlerinde kazanamadı, yine kendi arkadaş guruplarının yapmış olduğu menfaat kavgası yüzünden, koltuk kavgası yüzünden… E.. buna üzüldü. Kırıldı bozuldu. Ne oldu? ... Peki milletvekili olamadın. Burada emin sayılan belediye başkanlığı, şehir emaneti. Şehrin bazı işleri emanet edilmiş. Bu sayın Erbakan’ın tercihi, arkadaşlarının tercihi, bizim tercihimiz değil...
(Alkışlar ve “Millet Gelecek, Yüzler Gülecek!” tezahüratları).