Ekonomi politikasının esası, ferdi, sosyal ve milli zaruret ve ihtiyaçları karşılamak gerçeğinden ibarettir. Kâr amacını, toplumsal ihtiyaç, fayda ve milli çıkarlarımızla uzlaştırmayı esas alıyoruz. Milli ekonominin özü budur.
Türkiye sanayileşmesinin bugünkü safhasında bile, yatırım malları, ara malları ve tüketim malları konusunda dünya standartlarına uygun üretimin hem iç pazarda, hem de dünya pazarlarında rekabet imkanına kavuşması mümkündür.
Hali hazırda genel ticaret girdileri içinde çok büyük yer işgal eden enerji, yatırım malları ve ara malları, Türk ekonomisinin hakim karakterini ortaya koymaktadır. Türkiye’nin bilgi ve teknoloji birikimi ve temel sanayinin en önemli bölümlerini kurmuş bulunmasına rağmen ithal malalarının bu kompozisyonunu sadece milli ekonomi açısından değil, milli politika bakımından da zararlı telakki telakki etmekteyiz.
Temel sanayi sektörünü kendi öz ülkesinde bile pazardan mahrum ederek atıl hale getiren dayanıklı-dayanıksız tüketim mallarının saldırısına terk etmek anlamına gelen dar boyutlu, ufuksuz, olağanüstü ölçüde kısa vadeli politikaları tasvip etmiyoruz.
Türkiye ticaretinin sanayileşmiş ülkelerin yatırım, ara ve tüketim mallarının pazarı haline gelmiş olmasını asla tasvip etmiyoruz, zararlı ve tehlikeli buluyoruz.
Sanayileşme hamlesinin başarılı olması şarttır. Yatırım hacminin olağanüstü büyük, kâr marjının düşük ve kâr beklentilerinin uzun vadeli oluşu bir engel olsa bile, bu engel devlet ve fert tarafından aşılmalıdır. Biz sanayimizin, bugünkü safhasında bile rasyonel düzenlemelerle, iç ve dış Pazar talebini bu günkünün çok üstünde çağdaş düzeyde ve ucuz olarak karşılayabileceği inancındayız
.
Kısaca ekonomi politikamızın bu konuda esası şudur: TÜRKİYE'Yİ SÜRATLE SANAYİİLEŞTİRECEĞİZ ...