Kısacası bu namus görevi, söz vermiş olmalarına rağmen Akepe gibi hazırlopçu iktidarlar tarafından sürekli ertelenmiştir. Akılları ve yürekleri müsait olmadığı için veya siyasi, dünyevi hırs ve ikballeri engel olduğu için olsa gerek, siyasetin yeniden yapılandırılması görevinden bu kabil iktidarlar bucak bucak kaçmışlardır. Aklı, vicdanı olanlar ve söylenmesi gereken sözü, nasihati olanlar ise siyasal hayatımızın anaforuyla daima kulak ardı edilmişlerdir!
HİKMETİ KULAĞINA KÜPE YAPACAK İKTİDAR NERDE?
Türkiye’de önemli görevler yapmış ve siyasi ihtiras ve ikbal endişesinden uzak, lafı, sözü dinlenecek, nasihat alınacak o kadar insan vardır ki bu sevinilecek bir durumdur! Hak etmeden iktidar veya servet sahibi olanların hakikati ve hikmeti dinlemeye, hakikate sahip olmaya gönülleri var mı? Hakikatin ve hikmetin hizmetinde olmaya niyetleri var mı? TALAT, ENVER, NORODUNKYAN ÖRNEKLERİ Yakın tarihimizin çok önemli bir yaprağını oluşturan mağlubiyet, teslimiyet, dağılış, bozgun ve işgal yıllarının acı hatırası birkaç kelime ile özetlenebilir: İktidar sahiplerinin, cehaletle ve ihtirasla, kafirlerin iğfal ve telkinlerini hikmet sanacak kadar akıl, vicdan ve insaftan uzaklaşmış olmaları… Bu durum, felaketlere sebep olduğu gibi, kendi feci yok oluşlarını da kaçınılmaz kılmıştır. Bir darbe ile iktidara gelen Talat, Enver ve Cemal Paşalar, asrın dahi padişahı Sultan Abdülhamid’in tavsiyelerinden ibret almak yerine büyük bir şımarıklık, sorumsuzluk ve cinnet derecesine varan ataklıklarıyla yüz binlerce Mehmetçiğin bir hayal uğruna Sarıkamış’ta, Kanal Harekatları’nda şehit olmasına sebep olmuşlardır. Bunlar, bugün yargılanması gereken suçlulardandır! Bunlar iktidara “hürriyet, eşitlik ve kardeşlik” diyerek geldiler ve bir cihan imparatorluğunun yok oluşuna sebep oldular! Düşman işgaline uğramasına sebep oldukları memleketten bir gece ansızın kaçtılar! Aynı çirkin ve rezil tutumu sürdüren muhalif partinin başı Damat Ferit ve avanesi rakiplerini cezalandırmak amacıyla yabancılara sığınmaktan çekinmediler!.. Yani iktidar olmak bir şeydir! Ama iktidarın hakkını vererek, iktidarda kalmak apayrı bir şeydir!
SAYIN BAŞBAKAN! TÜRKİYE! SİYASETİNİ ACİLEN YAPILANDIRMAK ZORUNDA!
Türkiye’nin jeopolitik durumu, dünyanın içine girdiği küreselleşme vakıası ve karşı karşıya bulunduğu problemler ve tehditler karşısında Türkiye’nin kendini acilen bu problemleri çözecek şekilde dizayn etmesini hayati bir zaruret haline getiriyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre siyasetin yapılmasında ve yapılandırılmasında görev yüklenen bir yığın kurum var! Yine sorumluluk mevkiinde görev yapmış asker, sivil pek çok değerli insan var! Anayasada ve siyasi teamüllerimizde var olan bir gerçeği hatırlatmak gerek. İstişare... Sayın Başbakan gerçekten Türkiye toplumunun tüm birikimini kullanmak mecburiyetindedir! Çünkü meseleler çok ciddi, tehlikeler gerçekten vahimdir. Bu vebal altından kalkılmaz bir vebaldir! Allah korusun sizin konumunuzdaki insanların samimiyetle de olsa sebep olabileceği felaketleri düşünün lütfen! Size bağlı bir devlet kurumu, size bilgi vermekle yükümlü olan bir kurum, acil bir yapılanma mecburiyetinden bahsediyor, tehdit ve tehlikelerin büyüklüğünden bahsediyor! Bu uyarının gereken önemle ele alınması devlet adamlığının büyüklüğünü, vatanseverliğin derecesini gösterir! Sayın Başbakan inşallah gerekli adımı atar, hem kendinize, hem de ülkeye iyilik edersiniz! Ancak görünen örnekler hiç de umut var olmak için yeterli değil. Tam aksine…
DOSTANE TAVSİYEMİZ
Sayın Başbakanın emrinde bulunan bir kurum, Millet’e sesleniyor! Yıllardan beri olmayan bir şey yapılıyor: MİT size vermesi gerekli görüşlerini Millet’e sunuyor? Bu çok önemli bir gelişmedir Sayın Başbakan! Bu raporu hassasiyetle inceleyin ve tedbirler alın! Unutmayınız hiçbir başbakan sizin kadar ağır bir sorumluluk altına girmemiştir! Sağlıklı ve isabetli kararlar almanızı dileriz! Şimdi Millet’e yapılmış bu açıklamadan bazı hususları aktaralım ve müzakere edelim:Başbakanlığa bağlı olarak çalışan bu kurumun şimdi Millet’e, Müsteşar imzasıyla doğrudan seslenmesine neden gerek duyulmuştur? Şimdiye kadar bu kuruma ilişkin haberlerin dolaylı olarak verilmeye çalışıldığını gördük. Ancak bu usul ve üslubun neden terk edildiğini ve Başbakan’a bağlı Müsteşarlığın halka doğrudan seslendiğini anlamak gerçekten zor! Söz konusu kurum iki binli yıllarda olan biteni ön görmekte zafiyetleri olduğunu söyleyerek bir durum değerlendirmesi ve öz eleştiri yapıyor! Bu zafiyetin kaynağı olan Soğuk Savaş dönemi kavramlar yerine yeni kavramlar getiriyor ve istihbarat hizmetlerinin yeniden yapılandırılmakta olduğunu haber veriyor. Türkiye jeopolitiğinin ve dünyanın içine girdiği küreselleşme gerçeğinin ve diğer dinamik etkilerle birlikte başlangıcında bulunduğumuz bu yüz yılda ulus devletlerin ve milletlerin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu anlatan bu açıklamadan bir bölümü hatırlayalım:.............devam>>
|