FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
........................................sayfaya dön 18-03-2007


ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 93. YIL DÖNÜMÜ VE AKP’NİN KAPATILMA DAVASI

Çanakkale Zaferi’nin 93. yıl dönümünü kutluyoruz. Ama siyasi hayatımızda da kriz dinmek bilmiyor!
Türkiye’nin müttefikimiz Almanya’nın bir çirkin emrivakisi sonucu, boğazlanmak ve parçalanmak üzere sürüklendiğimiz 1. Cihan Savaşları serisi içinde bir yıldız gibi parlayan Çanakkale Savaşı’nı iyi anlamak ve hakkıyla anmak görevimiz, vebalimiz!
Eğer hakkıyla anlaşılsaydı, özellikle bugün bir iktidar partisinin, çok önemli bir oy sağlayarak iktidarda bulunmasına rağmen devletin bir kriz içine sürüklenmesinden başka bir şey olmayan bir kapatma talebiyle karşı karşıya kalınmazdı.

Ne alaka var’ diyenlerin hayreti beklenir ama bu hayret makul değildir, olağan dışı değildir! Hatta tabiidir! ‘Neden?’ denecektir, şundan bu beklenen bir sonuçtur! Öyle görünüyor ki Sayın Başbakan ve yakın çevresi 1997’de neredeyseler aradan şu kadar yıl geçmiş olmasına rağmen, tutum ve söylemlerinden hiçbir şeyi değiştirmiş değiller! Bu akıl almaz ısrar, hatta inadı anlamak gerçekten zor!..

İktidarla Yargının Karşı Karşıya Gelmesi Siyasi Krizin Büyüklüğünü Gösterir!
Siyasetle uzaktan yakından alakalı olan bütün vatandaşlar AKP’nin kapatılması isteğini, içinde uzun süreden beri yaşadığımız siyasal krizin aşikâr belirtisi olarak yorumlamakta ve ülke için tehlikeyi önemsemektedirler! “Vahim bir kriz, şok edici bir türbülans, Türkiye’nin yönetilemez hale gelmesi” gibi ifadelerle anmaktadırlar! Bu tespit ve endişelere kulaklarını tıkayan iktidar ise şimdi bir telaş ve heyecan içindedir! Ve bir garip efelenme duygusuna düşmüş durumdadır! Bu heyecan ve telaş öyle görünüyor ki krizin büyüklüğünü anlamalarına mani oluyor. Ve çok tehlikeli bir yola giriyorlar!

AKP Savunmasını Mahkemede Yapmalı, Halkı Tahrikten Sakınmalı!
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açmış olduğu davayı AKP soğukkanlılıkla incelemeli ve mahkeme heyeti üzerinde bildik baskı ve tehdit gibi yollara girmeden, savunmasını yapmalıdır! Mahkeme süreci hukuk içinde kalmak kaydıyla AKP hakkında bir kısım vatandaşta mevcut olan zanları düzeltmek için bir büyük fırsat sayılmalıdır! Eğer iddianamede ortaya konan iddialar temelsiz, delilden, kıymetten mahrumsa, AKP bu şansı değerlendirmelidir. Ama mahkemeyi baskı altına alacak, savcı iddianamesini yurt içinden ve yurt içinden harekete geçirilecek politikacılar, diplomatlar, kurumlar ve kitlelerin demokrasi gösterileri ile baskı altına alma, hukuk terazisi karşısına sandık tehdidi ve şantajı ile gidilirse yanlış yapılmış olur!
Sayın Başsavcı 17 klasör hacminde delillere dayanan suçlamalarda bulunuyor, Sayın Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak iktidarın başı ve en önemli isimlerine ön görülen cezalarla birilikte siyasetten yasaklama gibi ağır cezalar gerektiren suçlar sıralanıyor! Mevcut anayasa ve siyasi partiler kanunu ve diğer kanunlar bütün eksiklerine rağmen halen yürürlüktedir! İktidarda bulunmanıza ve bunları tenkit etmenize rağmen, anayasayı da diğer kanunları da yenilemek, değiştirmek imkanı varken değiştirmediniz! Halbuki bunları düzenleyebilirdiniz! Hala da düzenleyebilirsiniz!
Bugün AKP’ye çok önemli bir görev düşüyor, halkı kışkırtarak, siyaset topuzunu bir tehdit gibi mahkeme üzerinde sallamaktan vazgeçerek, hakkında düzenlenmiş iddianamenin tek taraflı, yanlış ve ön hükümlerle malul olduğunu göstermek gerekiyor. Ve şu an bu savunmanın yapılmasında her türlü avantaj kendi yanlarındadır! Sayın Savcı’nın iddialarının hukuken geçersiz olduğunu, mahkeme kararı ile ortaya koymak ve belgelemek! Hakkınızdaki suçların hayal mahsulü olduğunu göstermek için bundan iyi bir ortam bulabilir misiniz? Bakın dost ve müttefik ülkelerin başbakanları, basındaki dostlarınız, sivil toplum örgütlerinin tanıdık simaları muhakeme süresince mahkemeyi baskı altına almaya yönelik açıklamalar yasak olmasına rağmen hep birlikte parti kapatılmasının karşısında hukuka aykırı olarak dikiliyorlar! Mahkeme kararı yerine ahkâm kesiyorlar!
Tarafsız adalet ve mahkeme adına bu baskı girişimlerine birileri dur demeli.

AKP’ye Düşen Görev: Hakkını Mahkemede Savun! Ve Millete Havale Et!
Size de bir şey düşüyor, savunmanızı hazırlayın! Başka şeylerle oyalanmayın, mahkeme heyeti üzerinde baskı kurma girişimlerine girmeyin! Savcılık iddianamesini miting meydanlarında cevaplamaktan vazgeçin, sandığı adaletin terazisini yönlendirmek için kullanmayın!

Siyaset Topuzunu Mahkeme Üzerinde Kullanmaktan Vazgeç!
Bu satırları yazdığımız sırada görünen manzara şu:
İktidar Partisi, arkasında çok yüksek oranlı halk desteğinin olduğunu düşünüyor ve kendisini yargılanmaz sayıyor veya sanıyor!
Önce bu saplantıdan kurtulmak gerek, ‘demokrasilerde iktidarlar halkın oyu ile gelmeli ve halkın oyu ile gitmeli,’ ‘kabul’ ama ne kadar güçlü görünürse görünsün kişiler ve kurumlar yargılanabilmelidir!
Hırsızlık, zimmete para geçirme, memleketin GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATMA GİBİ kanunlarda yazılı olan suçları işleyenler, tarafsız ve adil mahkemeler önünde hesap verebilmelidir!
Evet siyasette demokrasi, iktidarların halkoyu ile iktidara gelmelerini ve halkoyu ile iktidardan uzaklaşmalarını gerekli kılıyor. Şükürler olsun ki Türkiye’de iktidarlar kanlı savaşlara sebep olmadan değişebiliyor! İktidarların birileri beğenmedi diye hayatlarına son verilmesini kabul etmiyoruz ama ister iktidarda olsunlar isterse olmasınlar, hiç kimseyi de itham edildiği bir suç sebebiyle ister gerçek isterse vehim olsun bir gücün arkasına saklanarak yargılanamaz saymıyoruz!
Örnek mi istiyorsunuz? Buyurun!
Sizden çok daha değerli, güçlü ve faziletli insanlar yargılandılar... Hz. Ali, Fatih kendi iktidarları döneminde yargılandı kimi berat etti, kimi cezaya çarptırıldı ve şikâyetçi Hıristiyan mimar tarafından bağışlandığı için cihan padişahı kolunun kesilmesinden kurtulabildi.
Derseniz onlar Fatih, Hz. Ömer ve Hz. Ali gibi yıldızlar… O zaman bunları halka açıklamanız gerekmez mi?
Son bir söz: Demokrasi ve halkın çoğunluğunun isteği elbette saygıya değer ama hiçbir çoğunluğun hatırı veya korkusu kanun önünde eşitlik gibi bir hakikati çiğnemek imkânı veremez! Siz güçlüsünüz veya çoğunluğu tahrik ediyorsunuz diye güçlülerin adaletten kaçmalarına izin veremez! Bu düstur bugün ‘kanun önünde eşitlik ilkesi’ olarak kanunlarımızda yazılı.
Bu ölümsüz prensibi söyleyen mübarek ağız şu veya bu değil, insanların şeref tacı Hz. Peygamber! Ne demiş: “Sizden öncekilerin helak olmasının sebebi hadleri (yani cezaları) güçlüler için uygulayıp güçsüzler için uygulamamalardır. Vallahi kızım Fatma dahi olsa cezalandırırım...” anlamında buyurmuştur!
Size ne oluyor ki, kendinizi hukukun üstünde görüyorsunuz!.

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali