FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
........................................sayfaya dön 09-03-2007


AMAN DİKKAT, ASKERİ SİYASETE BULAŞTIRMAYALIM !

HEM ASKERE HEM SİYASETÇİYE, AMA HERKESTEN ÇOK SAYIN GÜL’E BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR !

Kuzey Irak Harekatı Hakkında Baykal, Bahçeli Kritiği Ve Büyükanıt’ın Çok Sert Ve Aşağılayıcı Cevabı (?) Bitmeyen Başörtüsü Trajedisi Başörtüsü kullanan öğrencilerin eğitim ve öğrenim hürriyetlerin kullanılmasını düzenleyen anayasa değişikliği CHP ve DSP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. Yüce mahkeme konuyu müzakere edecek. Meseleleri kör düğüm etmekte ve çözülecek meseleleri çözülmez hale getirmekte üstümüze yok doğrusu. Yani egemen milletin meclisi ve sivil siyaset kendi varlığını tüketmekle meşgul.

Kurallara dayalı kaza, siyasetin her adım atışı, siyaset aktörlerinin bitip tükenmek bilmez kavgası, didişmesi, kayıkçı kavgasının beklenmedik zamanlarda marazaya dönüşmesinden dolayı sık sık yol kazasına uğruyor! Başörtüsü konusu öyle, Irak’ın kuzeyine yapılan harekat konusunda siyasetin muhalefet kanadı ile asker arasında birden bire patlak veren tartışma aynı şekilde tam bir arapsaçı olmuş, karışmış durumda.

Siyaset İtibar Kaybında Ve Kördüğüm
Siyasetle, siyasetin meseleleri ele alış tarzı ile halkın talepleri ve beklentileri arasındaki tekabül azalıyor! Siyasetin çok büyük bir itibar kaybı söz konusudur ve çok ciddi bir alarmdır bu! Toplumların ihtiyaçlarını karşılamak, problemlerini çözmek için oluşturulmuş devletin yani siyasetin problem çözmek yerine problem üretmeye başlaması cidden üzerinde durulacak temel meselemizdir! Kısaca asker ve bir kısım siyasetçi arasında başlayan polemiği gerçekten, bir daha görmeğe tahammül edemeyeceğimiz bir talihsizlik olarak telakki ediyoruz!

Muhalefetin Yanıldığını Söyleyelim, Ama Askerin Sert Hatta İthamkâr Cevabına da Müsamaha Etmeyelim
Bir süre öncesine kadar asker, YÖK ve yargı arasında görmekte olduğumuz ve zararlı bulduğumuz sürtüşme, Irak’ın kuzeyine yapılan harekatın muhalefet tarafından değerlendirilmesi üzerine askerin sert bir dille bu eleştirilere cevap vermesi bir başka yanlışlık! Yani bir yanlışlıklar komedisi sürdürülmek isteniyor! Bu doğru değildir! Devlet hayatında meselelerin nasıl müzakere edileceği, nelere uyulması gerektiği bilinen bir şey! Sayın Başbakan ve Meclis içi muhalefetin liderleri, Genelkurmay Başkanı’ndan başlayarak bütün komuta kademesi siyaset ve askerlik arasında anayasanın ve devlet geleneğimizin çizdiği uzlaşma zemininde kalmak ve müzakere adabının gereklerine uymak için derhal kendilerini toplamalıdırlar! Bu affedilmez bir kusurdur! Kol kırılır yen içinde kalır denmiştir, baştan aşağı hikmettir! Söyleyeceğin sözün yerini, zamanını, uslubunu doğru tayin etmek mecburiyetindesiniz!

Muhalefetin Görüşleri Tahkirle Cevaplanamaz! Terörle Mücadele Askere Yıkılamaz Ve Asker Üzerinde Siyaset Yapılamaz!
Diğer taraftan muhalefet partisi liderlerinin söylediklerinin içeriğini bir tarafa bırakalım. Sayın Liderlerin teşhisleri ve endişeleri hiç de azımsanacak hususlar değil. Şüphesiz ki bir terör örgütünün Irak’ın kuzeyinde temin ettiği gücün büyüklüğü ne olursa olsun, bunun duyurulması, anlatılması, bu terör örgütünün dolaylı tanınmasına bizi sürüklemesi endişesi çok ciddi bir endişedir! Ve açıkça söyleyelim terör belasıyla mücadele kesinlikle askerin sırtına yıkılacak bir husus değildir! Ve hiçbir devlet bu hususu askerlerin omzuna yıkarak işin içinden çıkamamıştır! Siyasetin birinci meselesi, yeni bir anlayış ve yeni bir organizasyonla terörün tasfiyesi olmalıdır!..

Harekatı Siyaset Değerlendirir, Başka Bir Makam Değil!
Harekatın süresi, getirdikleri ve götürdüklerinin elbette müzakeresi gerekir! Başlangıçtan beri söyledik, sorumlusu da yetkilisi de iktidarıyla muhalefetiyle siyasettir! Elbette iktidarın muhalefet eliyle denetlenmesi de demokrasinin vazgeçilmez şartıdır! Bu denetlenmenin yeri Meclis, kamuoyunun bilgilendirilmesi yoluyla millet huzurudur! Bunları belirttikten sonra son sözü söyleyelim; muhalefetin görüşü önemli bir siyasi tespittir! Harekatın ABD’nin etkisi ile kesildiği yolundaki kuşku, Bush’un sözlerinden, ABD yetkilerinin Türkiye’ye gelişinden ve müzakerelerde bulunmasının hemen ardından yapılması ve kamuoyunun geri çekilişi sabahın erken saatlerinde NTV kanalıyla ve Iraklı Kürtler tarafından açıklanması açıkçası kamuoyunda şok etkisi yapmıştır! Ama ne hikmetse konu hakkında açıklama saatler sonra Genelkurmay internet sitesinde yayınlanabilmiştir! Bu husus aydınlatılmalıdır!

Dostlarımız(!) Teröristlerle Müzakere Telkin Ediyor
Bu konuda bir başka ciddi ihbar, dünya tv’lerinin duyurduğu çarpıcı haber; ABD askeri yetkililerinin artık Türkiye’nin de savaştığı teröristlerle konuşması zamanın geldiğini söylemeleridir! Yani Türkiye Irak’ın kuzeyindeki dağları, mağaralarını bombalıyor, istihbarat paylaşması yaptığımız ABD yetkilileri ise bombalamak ve temizlemek için şehitler verdiğimiz, gaziler verdiğimiz ve bu milletin hazinesinden yani saçı bitmedik yetimlerin, ihtiyaç halinde olan insanların kursaklarından alıp savurduğumuz binlerce dolara rağmen savaştığımız veya savaştığımızı sandığımız pkk ile müzakere etmemiz zamanın geldiğini söylüyorlar! Garip değil mi? Bu yolda bir telkini iktidar, bu ülkenin muhalefetiyle ve devlet kurumlarıyla neden müzakere etmiyor? Yoksa müttefiklerimizin bu tutarsız telkinine evet diyor da kamuoyu bilmiyor mu? Yoksa iktidar bu tür telkinleri, bu ülkenin siyasetçisi ile müzakere etmeyip, dostlarımızın (!?) tutarsız ve çifte standart mahsulü, telkin ve baskılarına boyun mu eğiyor? Bunlar siyasetin meselesidir ve siyaset bu konuları kendi mecrası içinde müzakere etmeli ve millete hesap vermelidir! Ve açıkça söylemek gerekir ki bu sorunun muhatabı gerçekten asker olamaz!

Siyasetin Bağımsızlığı Ve Ahengini Temin Ve Tesis Cumhurbaşkanımız Sayın Gül’e Düşüyor!
Bu görüşleri müzakere etmek gerçekten siyasetin işidir. Askerimizi gözümüzün bebeği gibi koruruz ve korumalıyız! İlk şart askerin siyasete sokulmaması, taraf haline getirilmemesidir! Siyaset tespitlerini, görüşlerini endişesini duyurmak için yanlış bir zaman ve ortam seçmiştir, hata buradadır! Ama endişeler vahimdir! Ve bu endişeleri giderecek kişi de başbakandır! Genelkurmay başkanı değil! Hele cevap çok ağır olmuştur! Ve siyaset iktidarı ile, muhalefeti ve askeri ile bir tek Türkiye bulunduğunu, başka bir Türkiye’nin bulunmadığını görmek, devletin birliğini, bütünlüğünü ve saygınlığını korumak mecburiyetindedir! Bu birlik ve uyumu sağlamak da şu an Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’e düşmektedir! Siyasetin enstrümanları olan partiler, devlet organları ve güçlerinin ahenk içinde yönetilmesi her zamankinden daha önemlidir! Askerin siyasette bir araç olarak kullanılması, Türkiye için altından kalkamayacağı bir felaketi davet etmek anlamına gelir. Bugün halkın hüzünle ve ilgi ile izlediği “Elveda Rumeli” faciası, siyasete ordunun bulaştırılmasının çok acı bir meyvesi olmuştu. Bu felaketten ders alan Sultan Abdülhamit ve Atatürk gibi iki dehanın birleştiği husus, askerin siyasette taraf haline getirilmemesidir!

Aman dikkat, askeri siyasete sokmayalım! Hem askere hem siyasetçiye, ama herkesten çok Sayın Gül’e büyük görev düşüyor!
..

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali