MİLLETİN ŞEHİTLER VEREREK ÖDEDİĞİ BEDEL!
HANİ KOYUNUN KIRILAN BACAĞININ DAVACISIYDINIZ?
MEHMETÇİK’İN KANININ HESABINI KİM SORACAK?
Bugün, Türkiye Başbakanı ABD Başkanı Bush’la görüşecek. 22 Temmuz seçimleri öncesinde neredeyse aylar boyunca süren hainane terörist saldırıları ve suikastleri sonucu bu ülke şehitler verdi, zararlara katlandı! Analar ağladı! Türkiye’nin tüm illeri şehitlerimizin cennete uğurlanması sırasında göz yaşartan öfke, heyecan, kararlılık ve birlik mesajları verirken, sitemlerini de duyurmayı ihmal etmedi. Şehit aileleri ve yakınları, kayıplarını dile getirirken sitemlerini, beklentilerini elbette iktidara yönelteceklerdi! Ama bu sitemler bile yanlış anlaşıldı, yanlış yorumlandı! Pek çoğu, “Hazreti Ömer’in adaleti” tiyatrolarını birlikte seyrettiğimiz ve şu an AKP topluluğu içinde hizmet veren dostlarımız, tiyatro sahnelerinde
dile getirilmiş akıl, vicdan ve insaf sahnelerini ne hikmetse hatırlayamadılar! Hani Hazreti Ömer’in Dicle nehrindeki bir köprüden geçen koyunun ayağı kırılsa “Rabb’im onu benden sorar” diyen sorumluluk duygusu? Hayatlarını yitirenler koyun değil, kahraman askerlerimiz arasında bulunan yiğit ana kuzuları değil mi? Eğer bu felaketler AKP yöneticilerinin muhalefette bulunduğu zamanlarda olsaydı neler söylenirdi neler? Sorumluluk taşıyan askeri makamlara da, sivil makamlara da en iğrenç şekilde sövülürdü! İftiranın bulaştırılmadığı hiçbir kıymet kalmazdı!.. Ülke şehitler verirken, ülkenin asayişinden sorumlu hükümetten görev beklemek, bu makamı göreve çağırmak, vatandaşın hakkı değil miydi? Şehitlerin hakkı, ülkenin hakkı aranamayacak hale gelmiş değil mi?
İKTİDARIN HAKKINI VER! SORUMLULUĞUNU BİL!
...Evet bugün Türkiye terörün doğurduğu acı, öfke ve kararlılık dalgaları ile birleşmiş vaziyettedir! Herkes “Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez!” diyor. Teröre ve teröriste lanet okuyor! Aylar boyu birikmiş acı, öfke, sitem ve kararlılık dalgaları, iktidarı adeta kullanmaktan korktuğu bir otorite ile donatmıştır! Artık siyasetin hiçbir mazereti kalmamıştır! Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde nadir hallerden biri yaşanmış ve iktidar kullanabileceğinden daha fazla yetki ile donatılmıştır! Türkiye’nin partisi olmakta zorluk çeken ve PKK terör teşkilatı ile çirkin ilişkiler içinde bulunduğu konusunda çok ciddi şüpheler bulunan bir parti dışındaki Meclis’in kahir ekseriyeti tarafından desteklenen bir irade ortaya çıkmıştır! “Terör nereden kaynaklanıyorsa onun işini bitir” denmiştir. Ama öyle görünüyor ki iktidar bazı gerçeklerin farkında değildir!
TERÖRLE MÜCADELE HAKKI HÜKÜMRANLIK HAKKININ AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR, ORTAKLIK KABUL ETMEZ
!
Evvela birinci ders: Terörle mücadele etmek hak ve hürriyeti kimse tarafından Türkiye’ye verilmekte değildir! Hükümranlık hakkına sahip demek, o devletin maddi, manevi sınırlarını hiç kimsenin, hiçbir gücün geçememesi demektir. Geçmeye teşebbüs edenlere ise uygun mukabelede bulunmak devlet olmanın tabiatında mündemiçtir!
FİLANDAN, FALANDAN İZİN ALMAYA İHTİYAÇ YOKTUR! Peki siz bu mukabele hakkını nasıl kullanmayı düşünüyorsunuz? Terörle mücadeleyi bir bölge meselesi haline getirmek ve Irak’ın toprak bütünlüğünü de bir bölge kararlılığı haline getirmek istiyorsunuz! Bu da iyi! Ama yaptığınız bir yanlış var! Siz diyelim ki hakkınızı kullanırken, yani PKK terörü ile mücadele ederken Birleşmiş Milletler’i olaya dahil etmenin anlamı ne? Siz terörle mücadelede, Irak’tan kaynaklandığı bin bir delil ile ortaya çıkmış mütecavizi takip etme ve tecavüzü def etme hakkını kullanamıyorsunuz. Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hükümranlık hakkını, -çok geniş yetki ile kullanım hakkı Meclis kararıyla size sunulmuş olmasına rağmen,- acaba nasıl olur da bu hakkı kullanmam veya sulandırabilirim diyorsunuz! Ne yazık ki milletin katlandığı dayanılmaz acılar sonucu size sunulan yetkiyi kullanırken sulandırıyor, gereksiz ortaklar çıkarıyor, urgana un seriyorsunuz!
ALDIĞINIZ YETKİYİ SULANDIRMAYIN, MAZERETLER PEŞİNDE KOŞMAYIN!
Türkiye’ye yönelen dinsiz PKK terörünün yuvalandığı kaynak ne yazık ki Kuzey Irak! Bunun böyle olduğu son derece açık! Bu durumda Irak Türkiye’ye saldıran hainlerin, alçakların saklandığı in; beslendiği, barındığı sığınak! Bush’un, Putin’in kendi ülkeleri ve devletlerine uyarladıkları birer doktrini var! Bush veya Putin, eğer kendilerine yönelik bir terörist saldırı olursa, bu saldırıyı ta kaynağına kadar takip edip cezalandırma hakkına sahip olduklarını her fırsatta ifade ediyorlar ve her fırsatta bu hassasiyetlerini gösteriyorlar! Yani es kaza Irak, Rusya’nın komşusu olsaydı, ne olurdu bilir misiniz? Iraktaki PKK yuvaları, İnguş yönetiminin, Çeçen yönetiminin muhalefetine rağmen nasıl ezilip temizlendi ise, Putin tarafından öyle temizlenirdi! Peki Sayın Bush Irak’ta ne yapıyor? Irak’la hiçbir tarihi, etnik ve haklı menfaat bağı bulunmamasına rağmen Irak’ta demokrasi arıyor, karşılığında milyonu aşan insan katlolunuyor! Türkiye elbette vahşeti, barbarlığı hortlatamaz!Sorumluluklarvar,ama Irak’ta ABD bir yönetim kurdu diye, bu yönetimin zaafiyetlerinin mazeretine kimse sığınamaz!Türkiye’nin terörle ilgili talepleri açıktır ve Sayın Dışişleri Bakanı tarafından bir süre önce açıklanmıştı! Başbakan İstanbul toplantısı sonuç bildirgesinin yeterli olmadığını görmeli, daha önce millete açıklanan, kararlı duruş sayabileceğimiz, açıklanmış taleplerin bir adım gerisine düşmemeli!..