FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
.............................sayfaya dön

Ancak cumhurbaşkanlığı koltuğu AKP için ve Türkiye için bir huzur ve mutluluk döneminin başlangıcı olmasını mı; yoksa siyasetin, dolayısıyla dinin, ahlakın ve hukukun can çekişmesini mi temsil edecektir. Evet anayasa şartları AKP siyasetçilerine “İşte koltuk! Buyur, otur!” Demektedir. Ama o koltuk ateşten bir koltuk veya gömlek mi olacaktır? Büyükler, “nasihati dinlemek istemeyen kulak karşısında susmak iyisidir” demişler.
Bir iktidarın cumhurbaşkanı olmasına YÖK karşı, yargı karşı, bir rivayete göre en azından 375 bin insan, bir rivayete göre bir milyon insan karşı. Bu insanların bir endişesi var, korkusu var. Bu endişe Türkiye Cumhuriyeti’nin ve bayrağın tehlikeye düşebileceği endişesidir. AKP ve danışmanları ise böyle bir endişeyi küçümsüyorlar.
Hatırı sayılır bir vatandaş kesimi TC’nin geleceğinin ve Türkiye’nin birliğinin tehlikeye düşebileceğini ileri sürüyorlar. Milyonlarca vatandaş ve anayasanın iktidar kadar önemsediği devlet kurumları da bu endişeyi ifade ediyor.Tekrar ifade edelim: Anayasanın ortaya koyduğu şartlara göre AKP’nin kendi içinde bir cumhurbaşkanı çıkarmasına hiçbir engel yoktur.

Hatta bir parti için bundan daha elverişli bir sayısal yeterlilik zor bulunabilir. Ancak devletin bir numaralı koltuğunda oturmak, hele Tayip Bey gibi yakın geçmişi önüne konabilecek bir yığın dosya ile hesaplaşma durumunda olan bir kişi için o koltuk hem şahsı, hem partisi ve hem de millet için büyük sıkıntılara vesile olmayacak mıdır? Daha dün denilebilecek kadar yakın bir geçmişte Taliban liderlerinden Hikmetyar’ın dizi dibinde oturmakta beis görmemiş Tayip Bey’in; “ben değiştim, döndüm” demekle dışarıda ve içerde pek çok kimseyi ikna etmesi, inandırması kendi güvenirliği ve inandırıcılığı bakımından büyük bir zaaf olacaktır. Sadece kendisi için değil, Türkiye için de zaaf olacaktır. Bir kısmı bizce malum ama bilmediğimiz pek çok bilgi ve belge Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne konmayacak mıdır? Bu siyasi ve diplomatik zaaf, aşılması imkansız bir uçurum gibi gözüküyor. Ama bunu geçelim.Bir ara YÖK komitesi seslendirdi: “Şaibesiz bir cumhurbaşkanı seçilmelidir” dedi. Bu teklif öfke ve husumet duyguları içinde unutulmuş olabilir. Rakamların dili ne olursa olsun, sırtında geçmişinin şaibesi olan vicdanen, hukuken aklanmamış bir zatın seçilmesi, vicdanen, hukuken ülkenin siyasetten olduğu gibi dinden de ümidini azaltacaktır.Yukarıda söyledik; hikmet ve akl-ı selim ancak nasihat dinleyenler için yol göstericidir. Ama AKP, son derece gergin bir ortamda düşmanlık, gurur gibi duygulardan kendini arındırabilmeli, gerçekten ahlaki, bilimsel, hukuki uzlaşmayı arayabilmelidir. İnsanların akıl pazarına gittiklerinde yine kendi akıllarını beğenip satın aldıkları bilinmektedir.

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali