FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
........................................sayfaya dön 24-11-2007

BAŞBAKAN DTP’Yİ NEDEN HİMAYE EDİYOR?

Türkiye aylardan beri bir tek konuya odaklandı, terör ve pkk! İster istemez pkk terörünün kaynağı olarak kuzey Irak dilden düşmedi. Kuzey Irak’taki terör üslerinin bertaraf edilmesi çok ciddi bir beklenti ve talep haline geldi. Ve ülke aylarını bu beklenti peşinde tüketti. Şimdi bütün dikkatimiz kuzey Irak’a yapılması istenen kara harekatı üzerinde toplandı… Terörün kaynaklarını kurutmak amacıyla yapılması asker tarafından zaruri görülen harekata iktidar kuşku uyandıracak bir şekilde sıcak bakmadı, kaçtı, kaçındı… Her geçen gün milletin umudunu, güvenini sarsan haberlerle ve verilen şehitlerle kamçılanan kamuoyu huzursuzluk içinde beklemeye başladı. İktidar istemeye istemeye artan baskı karşısında Meclis’ten yetki aldı. Ama bu yetkinin alınmasına rağmen, içerde ve dışarıda bir yığın şer gücün ve odağın hilesi, karşı koyması sonucunda harekatın şekli ve çerçevesi belli oldu…

Malum terör örgütünü ortak düşman ilan eden ABD’nin vereceği istihbaratın anlık değerlendirilmesi ve bu değerlendirme ışığında hareket edecek üç başlı bir sistem devreye girecek. Türkiye, ABD ve Irak askeri liderliği pkk ile mücadeleyi birlikte götürecekler!.. Elde edilen bu sonuçlar Türkiye’nin beklentilerinin çok altında...

TÜRKİYE ANASININ AK SÜTÜ GİBİ HELAL HAKKINI NEDEN SINIRLANDIRIYOR?

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri Bakanı vasıtasıyla dünyaya ilan ettiği, ne diyelim AKP’nin kırmızı hatları turunculaşıyor, pembeleşiyor, yumuşuyor! Öyle görünüyor ki bu iktidar, Türkiye’nin milletlerarası hukuk tarafından da tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını, sınırladıkça sınırlandırmakta. İktidar bu görüntüsünün farkında veya değil! Ama bu görüntü bu millete düşmanlık besleyenlerin yersiz ve haksız umutlarını arttırıyor! Türkiye tek başına kullanacağı bir hakkı ABD’ye danışıyor; Irak’a BM’i çağırıyor; yetmiyor anasının ak sütü gibi helal hakkını, kuzey Irak yönetiminin iznine bağlayıp, işin içinden çıkıyor(!?..) Aynen yavuz hırsızı yakaladığını sanan ve babasına müjdeleyen çocuğun, aslında yavuz hırsızın pençesine düştüğünün bile farkına varamayışı gibi... Başbakan Türkiye şartlarının zorlamasıyla ve ardı ardına gelen şehitlerin ülkede meydana getirdiği şok dalgalarının sonucunda; “artık laf üretmekten vaz geç! Hemen terörü durdur! Görevini yap!” ihtar ve isyanı üzerine Meclis’ten yetki aldı! Ama öyle görünüyor ki iktidar aldığı bu yetkiyi nasıl kullanacağı konusunda hazırlıklı ve istekli değil! Şimdi olayların dilini bir tarafa bırakalım. Galiba Sayın Başbakan; “inşallah bu yetkiyi kullanmak mecburiyetinde kalmayız” derken, sorumluluk ve kararlılık açısından iktidarın ne büyük bir zafiyet içinde olduğunu itiraf da etmiş oluyor! Şurası çok açık ki Türkiye bu zafiyeti kabul edemez!

BİR PARTİ TERÖRÜN MECLİS’TEKİ UZANTISI HALİNE GELİRSE!..

AKP iktidarı başta olmak üzere herkes görmeli ve kabul etmelidir ki Türkiye bir terörizm tehdit ve tecavüzüne uğramış bulunmaktadır! Elbette Türkiye terörle ilk defa karşı karşıya gelmekte değil!.. On binlerce sivil-asker vatandaşını bu terör belasına kurban verdi. Ve terör ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar en güçlü ve zengin devlet ve milletlere zarar verebilmekte... Ancak Türkiye’de durum farklı. AKP iktidarı ile bu terörün kabardığı, şımardığı inkar edilemez! Şüphesiz ki ABD veya Rusya gibi devletler de terörün saldırısına uğramakta ve zarar görmekteler! Ancak gördükleri zararlar terörle mücadele konusunda kafalarının karışmasına ve kararlılıklarında bir zafiyete sebep olmuyor! Ancak AKP iktidarı terör ve özellikle bölücü terörle mücadelede akıl almaz zikzaklar çizmiştir ve zafiyet geçirmektedir!.. Bunlardan biri de Türk Milleti’nin temsil ve hizmetine kendini arzetmiş olması lazım gelen bir partinin, terör ve terörizmi reddedemeyişi hatta pkk’nın Meclis içindeki uzantısı haline gelmesidir! Söz konusu olan parti, etnik bölücü yani bölücü Kürt kökenli olanların partisi olarak, zaten ırk ve din esasına dayanan parti kurma çabalarını yasaklayan anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı bir durum oluşturuyordu. Bu özelliklerine bir de terörü siyasete araç olarak görmeyi ekleyin. Bunların varlığını kabul etmek mümkün değil! Peki nasıl oldu da “beni kapat, beni kapat!” diye bas bas bağıran bir partinin kapatılması isteği ile mahkemeye verilmesi Türkiye’nin ve Batı dünyasının baş meselesi haline geliverdi?

MAHKEMEYE İÇERDEN VE DIŞARDAN MÜDAHALELER VAR!

Başbakan dahil içerde ve dışarıda yığınla insan, görülmekte olan bir dava sebebiyle konuşma ve mahkemeye etki etme hakkını kendilerinde nasıl bulabiliyorlar acaba? Oli Rehn’den başbakana kadar herkes, Türk adaletine baskı yapmak yanlışından vazgeçmeli… İş bu noktaya gelmiş, bir türlü terörü telin edemeyen, kendini bir terör örgütünün silahlarını gizlemiş bir parçası olarak kabul ettirecek eylem ve sözlerin sahibi olan bir partinin kendini özellikle kapattırmak için çabalamasına veya intihara sürüklenişine üzüntü duymamak mümkün değildir!

DOĞU VE GÜNEY DOĞU ANADOLU’DA SEÇMEN İRADESİ TERÖRDEN NE KADAR KORUNMUŞ?

Şüphesiz ki bir partinin kapatılması rahatsızlık vericidir! Ancak bir parti söz ve eylemleriyle bütün partilerin uymaya mecbur olduğu hususlara uymak şöyle dursun devlet ve millet hayatı için ciddi bir tehlike hatta tehdit oluşturma yolundaysa cezalandırılır! İktidarın ve tatlı su demokratlarımızın aman kapatmayalım dedikleri partinin terörün teslim aldığı seçim mekanizmasının da eseri olduğunu görmeliyiz! Bu yüzden Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da sağlıklı seçmen iradesinin ancak terörün sıfırlanmasıyla mümkün olduğu görülmelidir! Bu gerçeğin üstünü kimse yaldızlı laflarla örtmeye ve milleti kandırmaya çalışmamalıdır! Özellikle iktidar bu süreci yönetmekteki zaafını artık anlamalıdır! Büyük bir heyecanla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından bir bölümüne seslenen bir partiyi, millet ve devletin dayandığı temelleri tahrip ederken, suç işlerken himaye altına almakla, Sayın Başbakan himaye ettiği partinin suçuna iştirak etmiş olmuyor mu?

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali