FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
........................................sayfaya dön 17-10-2007


DÜNYANIN HALİ!.. İLAHİ VE İNSANİ YÜCE DEĞERLERE İHTİYACIMIZ VAR!

Rahmet, bereket, af ve bağış ayı olan, ayların sultanı olan, bu mübarek ayın, milletimize ve bütün Müslüman milletler ailesine ve dünyaya rahmet, bereket, af ve bağış iklimi getirmesini diliyoruz! Gerçekte bu yüce değerlere ne kadar muhtacız? Bu yüce değerlerden dünyamız ne kadar uzak ve uzaklaşmakta? Dünyanın maddi zenginliklerinin çok önemli bir bölümü sanayileşmiş üç beş ülkenin elinde. Arta kalan çok az bir servet ve imkan da büyük dünya nüfusu tarafından paylaşılmak zorunda. Adına ne derseniz deyin, ister zengin-fakir, ister kuzey-güney, ister doğu-batı farklılaşması hatta tezadı deyin bu adaletsiz ve akıl dışı taksimin sürdürülmesinin vicdana, adalete, salim akla aykırı olduğunu kimse inkar etmiyor! Yani bu dünyada rahmetten de, vicdandan da eser kalmamış!

Yeni mi? Elbette hayır! Ama dünya düzensizliğinin bu haliyle sürdürülmesinin imkânsızlığının herkes farkında… Kimse böyle gelmiş böyle gider demiyor. İnsanlık kültürü, özellikle İslam’ın Batı kültürü başta olmak üzere insanlık kültürünü akıl, vicdan, insaf ve adalete sürekli yöneltişi sayesinde çok büyük aşamalardan geçti. Özellikle bugün dünyada adalet, eşitlik ve hürriyet fikirleri oldukça etkili. Ancak peşin hükümler, özellikle Türk ve Türkiye düşmanı zehirler hala etkilerini sürdürüyorlar!
ABD’DE CİNNET NÖBETİ! SOYKIRIM SAFSATASI!
Dünya ve özellikle Batı sık sık kapıldığı cinnet nöbetlerine 21 asırda da kapılabiliyor! Bunun en son örneklerinden biri olarak, müttefikimiz ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun, Ermeni soykırım suçlamasının kabulü yolunda almış olduğu kararını gösterebiliriz! Osmanlı Devleti’nin asırlar boyu “sadık teba” olarak sadakatı ile iftihar edilmiş bir gayri müslim halkın bu günlere kadar sürüp gelebilmesinde Selçuklu ve Osmanlı’nın gösterdiği büyük şefkate rağmen; Batı emperyalist devletlerinin kışkırtma ve yönetimi sonucu çıkmış fitne sonucu meydana gelen mukateleden Osmanlı’yı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni sorumlu tutabilmek aklın alacağı bir şey değil. Cinnet olmasına rağmen ABD’de bu cinnet yaşanabiliyor! Ve iktidar estirilen bu felaket rüzgarı karşısında, her zamanki duyarsızlığında... Yani dünyamızın akla, vicdana, bereket ve rahmete ihtiyacı o kadar fazla ki, bu ihtiyaç hiç bir çağda bu kadar fazla hissedilmemişti…
RAMAZAN VE BAYRAM SEVİNCİ SÜRECEK!
Ancak Ramazan ayı ve bayram idrak ve coşkusunun yeşermesi, yaşaması ve ürünler vermesinden rahatsız olanlar, aziz milletin bu sevincini çalmak istediler... Verecekleri tüm acıya rağmen başaramayacaklarını da er geç anlayacaklar! Anlamalılar! Bayram hazırlığına ve bayrama rastlayan terör suikastını telin eden, bayram tebrik ve terör mesajımız, aziz vatandaşlarımızdan çok büyük takdir gördü, teşekkürle karşılandı. En son olarak 15 şehidimizle milleti üzüntüye boğan bu acı ve ihanet karşısında duyulan infial tüm yurtta dile getirildi ve teröre lanet okundu! Gerçekten de terör lanetlenecek bir eylemdir! Ama beddua okuyarak işin içinden çıkamayacağımız da apaçıktır!
TERÖRÜ BİTİRMEK BAŞBAKANIN NAMUS BORCUDUR! Egemen Millet okurları hatırlayacaklardır! Genelkurmay Başkanı Sayın Orgeneral Büyükanıt, terörün kaynaklarından başlıcasının, Kuzey Irak olduğunu söylüyor, Kuzey Irak’a bir askeri harekatın lüzumuna işaret ediyor ve bir askeri harekat için siyasi iradeye ihtiyaç bulunduğunu söylüyor ve “biz haydut değiliz” derken Türkiye’nin girişeceği tüm askeri harekatın diğer harekat biçimleri gibi, meşruiyet zemininde yapılması gerektiğini de açıklıyordu! Sayın Büyükanıt’ın bu mesajı da benzerleri gibi, iktidara karşı duyulan memnuniyetsizliğin bir ifadesi gibi takdim edildi ve yanlış yorumlandı! Ve ondan sonra arkası arkasına yanlış yorumlar ortalığı kapladı! Bu yanlışlıkların hemen tamamında bulmak isterseniz, maalesef varacağınız adres Sayın Başbakan oluyor! Türkiye’deki terörist sayısı ile Irak’ın kuzeyindeki terörist sayısı konusunda yaptığı, garip ve Türkiye’yi mahcup edecek olan açıklamanın, bir devlet bilgisine dayanmadığı ve gazete haberine dayandığı itirafı bir başbakana hiç yakışmadı! Yakışmıyor! Sayın Başbakan’ın bir başka garip sözü de; askerlerimiz şehit olurken, yakında Amerika’ya gideceği ve oradan cevap vereceği şeklindeki insanları hayrete düşüren sözleri. Acaba Türkiye’nin başkenti mi değişti, yoksa başbakan Türkiye ile Amerika’yı mı karıştırmaya başladı? Allah rahmet eylesin, Sayın Ecevit de ülkeleri ve zamanları, düşmesinden bir süre önce karıştırmaya başlamıştı!
SAYIN BAŞBAKAN! “TERÖRLE MÜCADELE PROGRAMINIZ VAR MI?”
Sayın Başbakan, Türkiye’nin karşılaştığı bir terörist eylemin doğrudan doğruya muhatabıdır! Ve bu eyleme lafla değil işle cevap vermek mecburiyetindedir! Çünkü bu eylem her terörist eylem gibi bir savaştır! Ve Türkiye’ye yönelmiş bu tehdit ve saldırıya da lafla değil, işle cevap vermek ve bu terör belasından ülkeyi temizlemek, başbakanın namus borcudur! Ne askere ne de bir başka kuruma terörle mücadeleyi havale edemez. Onların arkasına sığınamaz! Bir daha tekrar edelim, terörü bertaraf etmekle görevli bir tek makam vardır; o da sorumlu hükümettir! Teröristin vermeye çabaladığı mesaj ne olursa olsun, terör bir savaş çeşidi olarak politik bir eylemdir! Diplomatik, psikolojik, kültürel, sosyal, ekonomik ve askeri bir eylemdir! Bir bütündür ve savaşın bir türüdür! Böyle olduğu için de siyaset tarafından yönetilmesi, hazırlanması gereken bir savaş biçimidir! Ve böyle bir savaş ancak sorumlu başbakanın itina ile hazırlayacağı, insani, ilmi, Türkiye, bölge ve dünya gerçeklerine uygun bir terörle mücadele programını, stratejisini ve metodunu gerekli kılar! Böyle bir ihtiyacın farkında olmayan, hatta terör karşısında duruşu çok net olmayan iktidarın böylesi bir programı oluşturulması çok zor görünüyor.

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali