FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
.......................................sayfaya dön 03-12-2007

TÜRKİYE’NİN ETNİK TERÖR VE SİYASET KONUSUNDA TUTARSIZLIĞA TAHAMMÜLÜ YOKTUR! UYANIN!

Bir süre önce Egemen Milletin Sesi’nde Sayın Başbakan’ın neden bir partiyi himaye ettiğini sormuştuk! Bu soru günler boyu Türkiye’yi meşgul eden soru oldu!
Bu soru esası itibariyle bir birine eklenmiş bulunan bir yığın soru yumağını işaret ediyordu! Öyle görünüyor ki, bu soru yumağını açmanın zamanı geldi, hatta geçmekte…
Bir parti terörle çok açık ilişki içinde olmasına rağmen, Türkiye’de herkesin uyduğu kanunlara uyma mükellefiyetinden vareste kılınmış gibi Meclis içinde tutulması neden gerekli olsun?

Türkiye günler boyu bu konuyu tartıştı ve ABD Büyükelçisi etnik ayırım yaparak bir partinin milletvekilleri ile görüşmeye çabaladı. Sayın Büyükelçi misafirlik hukukunun icaplarını istismar ederek şaibeli ilişkiler içine girmeye niyetli olduğunu gösterdi…
İktidar artan halk memnuniyetsizliği karşısında, terörle irtibatı çok açık ortada olan bir partinin milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ve siyasi linç gerekçesiyle partinin kapatılmasına karşı çıkmasına rağmen; muhalefetin kırk yılın başı yaptığı çıkış sebebiyle tutumunu baştan sona değiştirerek terör örgütünün siyasi uzantısı gibi hareket eden milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda yeşil ışık yakmaya başladı. Ve bu gelişmeye paralel olarak büyükelçi cenapları (?) da, yaptığı işin yakışıksızlığını görerek etnik menşe araştırması yaparak davet ettiği milletvekilleri ile yapmayı tasarladığı ikinci toplantıyı erteledi.

NİHAYET ASKERİ HAREKAT EMRİ ÇIKTI!..
Bu yazının kaleme alındığı saatlerde, Türkiye bir uçak kazası haberi ile üzüntülü anlar yaşarken öğrenildi ki; AKP iktidarı askere beklediği harekat emrini vermiş! Ne diyelim: Hayırlı olsun, Allah kazasız etsin, diyoruz.
Yani Sayın Başbakan, “askerlik yan gelip yatılacak yer değildir” derken, arka arkaya gelen şehit haberleri, şehit cenazeleri ve Irak’ta olup bitenler bir kuzey Irak harekatını gerekli kılmış ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir siyasi direktif beklediğini dost düşman cümle alem duymuş ve millet bir operasyonu beklemeye başlamıştı. Bu bekleyiş bir hayli uzun sürdü ve nihayet kaşla göz arasında harekat emrinin verildiği, trajik uçak kazası haberi ile birlikte vatandaşlara duyuruldu.
Nihayet “Türkiye’deki terörizmi bitirelim sonra terörizmin yurtdışı kaynaklarını kuruturuz” diyen Erdoğan, askeri harekat için gerekli emri vermiş(!) Daha önce söyledik; Allah kazasız etsin! Nisan’dan kış sezonuna kadar beklendi! Nisan ayının sonlarından beri askerin istediği harekat emri nihayet kasım ayının sonlarında verilebiliyor…
Elbette bu harekat emri dahil, terörle mücadele konusunda ne ölçüde başarı sağlandığını veya sağlanamadığını sorumlu ve meşru siyaset elbette sorgulayacaktır, sorgulamalıdır! Her ne kadar bu konuların müzakere edilmesi neredeyse tabu haline gelmekte ise de bu harekatın başarısını sorgulamak meşru ve sorumlu siyasetin görevidir! Ve vatandaşların da sonuçlarını heyecanla beklediği hayati konu budur!
Öyle görünüyor ki askerin ve Türkiye’nin kuzey Irak’a yapmayı ve yapılmasını istediği kapsamlı bir kara harekatı yapılamayacaktır! Kurulan üçlü mekanizma ve harekat için gerekli istihbarat desteği kuzey Irak’ta yapılması düşünülen askeri harekatı hem sınırlayacak, hem de yönlendirecektir! Böyle bir harekatın başarısı için siyasetin tavrının net ve sorumluluğunun bilincinde olması şarttır! Çünkü savaşı veya mücadeleyi silahlar değil, siyasi irade belirler! Beklenen ve istenen, bu mücadeleyi siyasetin belirlemesi ve yönetmesidir! Ama ortalıkta mazeret üretmekten başka bir şey yapmayan, Meclis’i ve siyaseti dikensiz gül bahçesine çeviremeye niyet eden bir iktidar baskısı görülmekte… Bu baskı sürekli kendini inkar ile vakit geçiriyor! Bugün ak dediği yarın kara… Yarın ne yapacağı da belli değil!

KIŞ BAŞLANGICINDA ASKERİ HAREKAT UYGUN MU?
Türkiye neden bu kadar uzun süre bekledi? Harekatın zamanını iklim şartları bakımından son derece zor olan kış başlangıcına neden sarkıttı, bunu anlamak gerçekten zor!
İktidar bir gerçeği yeni keşfetmiş anlaşılan: Terörle mücadelenin sadece askeri bir harekat olmayıp; diplomatik, ekonomik ve psikolojik mücadele biçimlerini de içerdiğini yeni anlamış. Bu keşfi tekrar edip duruyor!
Böylesine basit bir gerçeği anlamak ve gereğini yerine getirmek için tam yedi ay neden beklenmiştir? Ve Türkiye bu yedi ay boyunca ne gibi fırsat ve imkanlardan mahrum olmuştur? Bunların müzakeresi gerekir!

EMPERYALİZMİN TÜRKİYE’NİN ÖNÜNE KOYDUĞU DOSYA ETNİK BÖLÜCÜLÜK…
Esası itibariyle Türkiye siyasetinin temel meselesi; Batı ve Doğu emperyal siyasetlerinin Türkiye’nin önüne doğu meselesinin bir faslı olarak koyduğu meselenin gerçekten çözümüdür! Ve Türkiye’de etnik kökeni ne olursa olsun bütün vatandaşların, ülkenin meselelerinin çözümü için mutlak korumakla görevli oldukları kutsal değerlerin başında Türkiye’nin bölünmez birlik ve beraberliği gelmelidir! Her türlü mutluluk getirecek çözüm Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü temelinde mümkündür!

SİYASETİN TEMEL REFERANSI LOZAN
Bu gerçek, Ortadoğu’nun, İslam dünyasının ve bölgenin barış ve geleceğinin temeli ve teminatıdır! Siyaset yapmak isteyenler şu hakikati akıllarının bir tarafını yazmalı ve sık sık tekrar etmelidirler: Türkiye bağımsız varlığını ve haklarını; hürriyet ve istiklaline kastetmiş, ama kastettiğine de çok uzun süren savaşlardan sonra pişman olmuş müstevlilere bir milletlerarası anlaşma ile kabul ve itiraf ettirmiş, bir belge ile tescil ettirmiştir! Lozan’dan bahsediyoruz!
Lozan bir bakir doğumdur ve Türkiye için Lozan’dan geriye bir adım atmak söz konusu değildir! Lozan’a göre azınlıklar bellidir, hukukları da bellidir!
Türkiye imtiyazsız, sınıfsız bir toplumdur! Türkiye’de halklar yoktur, milletler yoktur! Türkiye bugünlere gelebilmek için tarihinden ve dininden kaynaklanan bir saltanat gibi, hilafet gibi bir yığın imtiyazını terk etmiştir! Başka kültür, coğrafya ve dinlerin imtiyazına asla müsaade edemez! Hiçbir Müslüman topluluğu özerk kültür, özel demokratik alanlar diye halklar edebiyatıyla ve bu yolla bölünmez vatan toprakları üzerinde farklı kültür alanları, özerklikler icadıyla bünyesi üzerinde emperyalizmin çıkarına hizmet etmekten başka amacı olmayan ameliyatlar yapılmasına izin veremez! Bu çok açık bir Türkiye gerçeğidir! Bu gerçeği anlayamayanlar bunu mutlaka bir süre sonra anlarlar! Ama neden acı çekerek anlasınlar?
Tekrar ifade etmek pahasına belirtelim ki; bir şekilde Sevr’i çaktırmadan uygulamak hayaline kapılan düşmanlara ve gafillere hatırlatalım ki; hüsranınızı hazırlıyorsunuz!..

İKTİDAR NET VE ÇELİŞKİSİZ BİR SİYASET TAKİP ETMELİDİR!
Türkiye’de iktidar sorumluluğunu yüklenmiş olanlar bu kadar net bir siyasal çizgi takip mecburiyetindedirler! Neyin yanında ve neyin karşısında olduklarını çok açık bir biçimde göstermek mecburiyetindedirler!
Vicdan ve insaf ile düşünülürse “Kürt meselesi benim meselem” sözünün içinde bu kökene mensubiyet duyan bütün vatandaşlara karşı yapılan bir samimiyetsizlik gizlidir!
Sen ne biçim bir siyaset ve devlet adamısın ki, devletinin bütün vatandaşlarını dil, cinsiyet ve kavim farkı gözetmeksizin kucaklamıyorsun? Anayasa ve kanunlar bütün vatandaşları kucaklamalıdır, adalet ve tüm devlet hizmetleri ırk, dil, bölge imtiyazı veya engellemesi olmadan eşit olarak uygulanmalıdır! Bu ideal Türkiye’nin asırlardan beri, özellikle cumhuriyetle beraber yaşattığı onurdur! İşte bunun için büyük bir yanlışlık yaptınız! Ve bazı bölge insanlarının oyunu almak için sanki Türkiye’de bir etnik ayrımcılık varmış gibi, kalktınız etnik esasa dayanan politika yaptınız!
Hadi diyelim ki siz, bazı Batılı dostlarınızın tavsiyesine uyarak etnik ayırımcılık temeline dayanan bir siyasal yapılanmaya evet demeye mecbur oldunuz! Her şeyden önce böyle bir istek, anayasaya ve seçim kanunlarına aykırı idi! Böyle olmasına rağmen, ülkenin belli bir bölgesinin insanlarının bir partide temsilini düşündünüz! Batılı dostlarınızın telkin ve tavsiyelerini, ülkenin geleceğini ve menfaatlerini düşünerek kabul ettiniz diyelim!
Siz öyle uygun gördüğünüz için size siyaset ve idareten bağlı bulunan YSK da ses çıkarmadı!
Ve DTP seçim barajını delerek bağımsız adaylarla, langur lungur Meclis’e taşındı!
Siz bu partinin, -terörle mesafeli olmak ne demek,- teröre karşı çıkmasını teminat altına almak mecburiyetinde değil miydiniz?
Dahası da var: Bu partinin Meclis içinde Türkiye’nin birlik ve beraberliğine saygı içinde, Türkiye siyasetine katkıda bulunmasını temin etmek de göreviniz değil miydi?
Etnik ayırımcılığa iltifat etmeden bir Türkiye partisi haline getirmek sizin göreviniz değil miydi?
Etnik terör konusunda olduğu gibi etnik siyaset konusunda da bir baştan bir başa savruluşlarla ortaya çıkan çelişkilere dikkat çekiyoruz!
Ülke siyaseti, hele dış siyaset bu kadar çelişkiyi kaldırmaz!
Bu kendini inkar eden siyasetin sonu yoktur!
Bir an önce uyanın!

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali