FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
........................................sayfaya dön 28-05-2008

İKTİDAR-YARGI ÇEKİŞMESİ BİTECEK Mİ?

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, nihayet iktidar ile yargı arasında aylardan beri süregelen kavgaya müdahale etmeye karar verebildi ve taraflarla görüşmelere başladı. Başka bir haber de Sayın Başbakan’ın, 40 seneden beri Türkiye’nin para akıttığı Güneydoğu Anadolu bölgemiz için Diyarbakır’da olması.
Sayın Erdoğan’ın dile getirdiği vaatlerle, devletin bölgeye tam tamına 17 reçete sunduğunu vatandaşlarımız duymuş oldular. Ve Türkiye bir bölgesinin kalkınması için, bütün engellemelere rağmen 40 seneye yakın süredir para akıtıyor, emek harcıyor! Kayıplara katlanıyor!

Umarız bu son ve uzun süreceği belli olan proje uygulaması ülkeye, bölgeye faydalı olur, torpillenmez, heder edilmez, çarçur edilmez! Ve komşularımıza da faydalı olur!
Bu temennimizi açıkladıktan sonra, bu projenin aksaklıklarını ve eksiklerini daha sonra araştırmak ve değerlendirmek arzusundayız! Umarız faydalı olur!

Dünya’ya Ve Türkiye’ye Normal Bir Vatandaş Nasıl Bakar?
Dünya’ya ve Türkiye’ye bakarken ülkenin lehinde olanlar, sevinilecekler, üzülecekler ve dikkat edilecekler var! Şüphesiz ki Dünya’ya ve Türkiye’ye bakan sağlıklı ve şuur sahibi bir insan ve vatandaş (dış aleme) olabildiğince objektif bakacak, tespit edecek, tasnif edecek, değerlendirmelerde bulunacak ve çözüm gayretinde olacaktır.
Bu hal ruh sağlığı yerinde olan ve sorumluluk sahibi bir insan ve vatandaşın ahlakî ve insanî tepki ve tavrıdır. Bu tespitten yola çıkarak sadece vatandaşlarımızın sevinebileceği, üzerine umut inşa edebilmek için tutunacağı ümit dallarından bahsettik, elbette kendimizi zorlayarak. Nedeni şu: Mübalağalı umutlar ve iyimserlik tellalları her taraftı çınlatıyor.

Küresel Siyaset, Küresel Korsanlık Ve Milli Olmak
Objektif bir muhakeme ve muhasebe imkanı her geçen gün daralıyor! Küresel korsanlar ülkelerin önceliklerini ve hayati menfaatlerini değil ama kendi çıkarlarını düşünüyorlar. Onların istekleri dünyanın koskoca bir pazar haline gelmesi ve bu pazarın tek hakimi olmak. Artık milletler, kültürler ve dinler küresel sermayenin ve siyasetin bir parçası haline gelmiş durumda… Buna zorlanıyor, dünya milletleri… Ve elbette medya da küreselleşmenin bir parçası olarak küresel siyasetin veya korsanlığın parçası haline gelmeğe zorlanıyor.
Ne yazık ki küreselleşme, teknik ve ekonomik gelişmeye uygun bir ahlakî, hukukî ve insanî bir düzen getirebilmiş değil! Sanki küreselleşme, eski emperyalist politikaları bir başka şekil altında yeniden canlandırdı, hatta hortlattı. Ve küresel korsanların baş hedefi şimdilerde; işgal edecekleri ve kullanacakları milli devletler…
Onun için milli devletlerin siyaset elemanları veya ajanlarına çok önemli görevler düşüyor. Şüphesiz ki teknik olarak siyaset, yani bir milletin hayati istek ve ihtiyaçlarının karşılanması demek olan siyaset, bir yerde bu değişikliğin farkında, hatta şuurunda olmak zorunda. Ama milli olarak, milli kalarak! Bunu yapamadığınız zaman sadece küresel korsanların aleti haline gelebilirsiniz! Bu da ülkeniz için zararlı olur.

Demokratik Hukuk Devletinde İktidar Hukukun Emrinde Olur!
Evet! Olaylara tek gözle bakmayalım, iyileri, iyi olma imkanı ve ihtimali bulunanlara da onları sahiplenerek bakalım. Sonuç olarak aylardan beri ülkenin içine sokulduğu iktidar, yargı sürtüşmesi. GAP için yeni bir proje ile yakılan bir umut ışığı.
Ama kardeşim, aylardan beri ülkeyi niye gerdiniz? Bir ülkede herkesin aleyhine bile olsa sinesine çektiği, yargı kararlarına karşı bu saldırı neyin nesi? Ayıp değil mi? Bunun demokratik siyasetle ne ilişkisi var? Herkes yargı kararlarına uyacak ama siz uymayacak, üstelik tepineceksiniz?
Siz halkın arkanızda olduğu zannındasınız! O oyların nasıl alındığını, ne beklentilerin karşılığı olarak verildiğini ve onların nasıl yorumlandığını bir kenara bırakalım. Ve farz edelim ki halk şu an sizi kahir ekseriyetle desteklemiş olsun. Ama unutmayınız: Hakka bağlanmak yerine halkın sözde teveccühüne güveniyorsanız çok yanılırsınız! Sizden çok daha güçlü ve muktedir olanların yok olduklarını görün. Bunları söyledikten sonra şöyle bağlayalım sohbetimizi:

Devlet Yönetiminde Kalite Fukaralığı Temel Zaafımız…
İktidar, yargı ve yasama, anayasamıza göre, devletin, yani siyasetin üçlü sac ayağı. Bu üç kuvvetin bağımsız, eşit ama birlikte uyum içinde çalışması da anayasanın bir emri. Ama içinizden bazıları, iktidarınızın tüm yasama ve yargıya da hakim olması, emri altına alması gerektiğini söylüyor, öyle davranıyor!
Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün, ancak bir liderin hatırlatması sonrasında araya girmesi, devletin otomatik ve uyumla işletilmesi gerekli faaliyetini, ancak müdahale ve hatırlatma ile gerçekleştirebilecek hale gelmesi üzerinde bütün vatandaşlarımızı düşünmeye çağırıyoruz! Devlet yönetiminde en büyük zaafımız bu kalite fukaralığı…
Bunu gidermeğe bakalım. Devletin tüm eylemlerinin uyum içinde yönetilmesi gerektiği apaçık bir anayasal direktif olmasına rağmen, yapılması gerekenlerin bu kadar sancılanarak veya gecikerek yapılmasının kıymeti kalmıyor!
Ayrıca, aylarca süren bu sürtüşmenin patırtısından kendimizi sıyırıp soralım: Halkın gerçekten ekonomik sıkıntı içinde olduğundan ve Kıbrıs’ta egemen devlet statüsünün sulandırılmakta olduğundan bilmem haberiniz var mı?

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali