FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
........................................sayfaya dön 22-08-2007


KÜRESEL KRİZ, GÜL’ÜN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE TÜRBAN


22 Temmuz kap kaç seçimleri sonucunda siyasi hayatımızda umulan istikrar bir türlü gelmek bilmedi. Tek parti iktidarının kerametlerini öve öve bitiremeyenler, Türkiye’nin 1946’dan sonra girebildiği çok partili demokratik döneme de son vermiş oldular! Türkiye’nin karşılaştığı sıkıntıları, engelleri ve yetersizlikleri bir günah keçisinin sırtına yükleyip kurtuldular mı acaba? İçlerinde insaf sahibi akıl ve izan sahibi olanlar; kantarın topuzunu vatandaşın seçim hürriyeti, adalet ve demokrasiyi kuşa çevirerek kaçırdıklarının farkına varmış olsalar gerektir! Ama Arap’ın dediği gibi Basra harap olduktan sonra neye yarar?

NEREDE İSTİKRAR?
Buyurun bakalım! Sözde bir tek parti iktidarı var ama hani, nerede istikrar? Nerede başarı? Başka örnek aramaya gerek yok! Sadece Ankara’da günlerden beri yaşanan rezillik yetmez mi? Birileri teselli etmeye çalışıyor vatandaşı, neymiş? Henüz, görülen hastalık vakaları bir salgın karşısında olduğumuzu göstermiyormuş? İyi buna da şükür mü edeceğiz? Seçimde vatandaşın nasıl aşağılık bir biçimde baskılandığı apaçık ortada!
DEVLET HAZİNESİNİ SEÇİM İÇİN YAĞMALATMAYACAĞIZ!
Devletin tüm imkânları ve yabancı fonlar milyonlarca vatandaşın suç ortağı haline getirmek için kullanıldığını gösteriyor! Dağıtılan bu trilyonları vicdan, insaf, akıl ve sağduyu sahibi olan bu ülkenin insanları sormayacaklar mı? Bu sorgulamadan AKP iktidarını kimse kurtaramaz! Bir taraftan milyonlarca insanı işsiz, güçsüz, yurtsuz hale getireceksin, sonra milyonlarca vatandaşı “hanı yağma” diyerek çirkin günahına ortak yapmağa çalışacaksın? Nereye kadar? Hiç şüphen olmasın, bunun hesabını, şeref ve haysiyetleriyle, çabalarıyla ayakta kalan, namussuzluğa tenezzül etmeyen, bu milletin evlatları soracaktır! Adil mahkemelerden önce, halk soracaktır! Sormalıdır!
KÜRESEL KRİZ KAPIDA!..
Bu yazının yazıldığı gün artık Türkiye Amerika’da yaşanan ekonomik krizin etkilerini dengelemeye çalışmaktadır! Amerikan emlak sektöründe (tutsat / mortgage) başlayan kriz, Amerika piyasasında beliren kredi ve nakit sıkıntısı dünya piyasalarına yansıdı. Ve bu krizden Türkiye en çok zarar gören ülkelerin başında ön sıralarda yer almakta gecikmedi? Ve Türkiye’den hiç de azımsanmayacak bir kaynak çıkışı görüldü! Türkiye’den çıkan bu paranın henüz korkulacak miktarlara ulaşmaması bazılarının tesellisi… “Henüz krize girmedik ama bu mini kriz hiçte küçümsenecek gibi görünmüyor” denmekte.
FİKİR VE TENKİT HÜRRİYETİ ÖLDÜRÜCÜ YARA ALMIŞTIR!
Bunlar içerde ve dışarıda olup biterken iktidar ne yapmakta, Türkiye’de neler olmaktadır? Her şeyden önce fikir hürriyeti katledilmektedir! AKP iktidarı, bağımsız kalmakta direnen kalem sahiplerini ceza tehdidiyle, mali baskılarla sindirme çabalarını artırmış görünüyor! En son örneği, AKP’yi eleştiren yazıları sebebiyle, Çölaşan’ın gazetedeki işine son verilmesidir! Özal zamanından bu yana iktidarların kendilerini eleştiren yazarların ekmeği ile oynamayı kendilerine marifet bildiklerini biliyoruz! Sayın Çölaşan’ın fikirlerini elbette beğenir veya beğenmeyebiliriz ama bu Türkiye’de kalemleri kiralık kalem haline getirmekle sonuçlanacak böyle bir baskı karşısında sessiz kalma hakkını kimseye vermez! Çölaşan’a yapılanı kınıyoruz!
BAŞ ÖRTÜSÜNÜ TAKMA / TAKMAMA HÜRRİYETİNİ DE SAVUNACAĞIZ!
Bu işi kınadığımız gibi, fikir, vicdan hürriyetini temel hak ve hürriyetlerin de başında olduğu için onun ayrılmaz bir parçası olan kişinin anayasal sınırlar baki kalmak üzere, ibadet, giyim kuşam hakkını da, hürriyetler sisteminin ayrılmaz bir parçası bellediğimiz için, ülkede yok yere baş örtüsü ve türban kavgasını taşıyanları ve kaşıyanları da, nerede ve hangi cephede bulunurlarsa bulunsunlar kınıyoruz! Yasaklar ve sınırlamalar var idiyse bunların insan hak ve hürriyetleri konusunda dünyanın bu gün ulaştığı anlayış çerçevesinde, yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz! Mesela herkes, başta bugünkü cumhurbaşkanı değerli hukukçu,  Sayın Ahmet Necdet Sezer’in ve aynı düşüncede olan hukukçularımızın yeni bir değerlendirme yapması ve sağlıklı bir uzlaşma için yol gösterici olması gerektiğini düşünürüz!
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI YARIŞI BAŞLAYINCA ÇATLAMALAR?
Bunları neden söylüyoruz! Çünkü Sayın Gül’ün cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP tarafından aday gösterilmesi, parti içinde ve dışında çok derinlerde seyreden bir kapışmanın sonucunda ancak 13 Ağustos gününde açıklanabildi. Tabi bu kapışmanın, parti bünyesinde çatlaklara sebep olmaması için çok gizli tutulduğu görülüyorsa da, bu kapışmanın nereye kadar gizlenebileceği belliydi. Nitekim fazla gizlenemedi. Gül’ün rakipleri birer birer kendilerini ortaya koymakta gecikmediler…
DOSTLUK BU MU? GÜL İÇİN SEÇİME GİT… SONRA YENİ ADAYLAR ARA...
Seçimleri Gül için destek arayışı ile ifade etmek mümkündür! Ve bu destek arayışının böyle isimlendirilmesi Sayın Gül ile partisinin diğer şefleri arasındaki rekabeti de kızıştırdı! Halk Gül’e mi yoksa AKP’nin sağladığı sanılan istikrara mı? Nitekim yaptırdıkları anketler bu iki görüşe delil arama peşinde olduklarını gösterir!.. Kimlerin? İşte burası merak konusu! Tayip beyin uzun bir susuştan sonra, Gül dışında başka isimleri de düşündüğünü ima etmesi, AKP içinde, Gül’ün ağırlığını dengeleme teşebbüsü olarak yorumlanabilir! Parti içinde garip bir biçimde milletvekillerinden boş kâğıda imza alınmasının, Tayip Bey tarafından yeni bir denge arayışı olarak ele alındığını hatırlamak gerekir! Ancak Gül’ün isminin tekrar ifadesi, iç mücadelenin şimdilik Gül tarafından kazanıldığını göstermektedir! Yani parti içinde hiç de azımsanmayacak Gül dışında aday arayışı sonuç vermemiş ve Gül cumhurbaşkanlığı makamına doğru ilerlemesine devam etmekte görünüyor! Sayın Gül’ün adaylığının içerde ve dışarıda nasıl karşılandığını Cumhuriyet Gazetesi’nin 18 ağustos tarihli nüshasında görmek mümkün!
İÇERİDE VE DIŞARIDA ENDİŞELERİ DÜRÜSTÇE GİDER
Gazetenin aktardığına ve her halde benimsediğine göre durum şundan ibaret! Gül’ün adaylığı ile ilgili olarak emekliye ayrılan Naci Beştepe: “Rüzgar nereden esiyorsa o yönde hareket edenler, daha üst düzey makamlara da getirilebilirler. Ancak o makamları da dolduramaz, kendilerini o makamlara getirenlerin maşası olmaya devam ederler” dedi.
CHP’li Kılıçdaroğlu: Gül’ün seçilmesi durumunda milletvekili dokunulmazlığının kalkacağı ve kayıp trilyonlar davasında yargılanabileceğine dikkat çekiyor!
Alman, İngiliz ve Fransız basını Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminin laikliğe ve orduya meydan okuyan bir kargaşa dönemi olacağını söylerken, gazete haber değerlendirişini şöyle yapmış, Tayip Bey’in ve Gül’ün, siyasal İslam’ın simgesi türbanı hak, anayasal hak olarak savundukları şeklinde yorumlamakta.
İşte Gül’e ve Tayip Bey’e bu iddiaların geçek dışı olduğunu göstermek için müstesna bir fırsat! Sayın Gül’e 1998 yılında Kayseri’deki türban mitinginden sonra, muhataplarınız ve  askerleri kaynağından dinlemek ve sağlıklı bir iletişim kurmanın gerekliliğinin hayati olduğunu anlatmış ve bu şansını iyi kullanmasının hem kendisi, hem de millet için önemli olduğunu işaret etmiştik. Ancak Sayın Gül ve arkadaşlarında muhataplarını ne anlamak, ne de empati yapmak ve vicdan muhasebesine girmek ihtiyacı hiç olmadı.
AŞMAMIZ GEREKEN CİNNET HALİ
Türkiye’ye musallat bir habis gibi yapışıp kalan, “bir düşman yarat, düşmana karşı olmak senin varlık sebebindir”! Yahut “Ey düşmanım, sen bana lazımsın, sen benim ifadem ve hızımsın” saplantısına ve bu saplantının sürüp gitmesine Sayın Gül karşı çıkabilecek midir?
Barış, ahenk, birlik, karşılıklı bağışlamayı sağlayacak bir dönemi açabilmek için sağlıklı bir dünya görüşü ve vicdan muhasebesi gerekiyor! Sayın Gül! Ekibinizin ve şahsınızın üzerindeki haklı, haksız endişeleri giderin, yüzleşin! Dürüst bir vicdan muhasebesi size ve ülkeye çok şey kazandırır!

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali