FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
.............................sayfaya dön


Daha o yıllar Kuzey Irak’ta müstakil bir devlet yapılanmasının oluşmakta olduğu Millet Partisi başta olmak üzere pek çok siyasetçinin gördüğü ve dikkat çekmeye, uyandırmaya çalıştığı bir tehlike idi. Ama ne yazık ki gaflet ve dalalet uykusuna yatanları uyandırmak kabil olmamıştı. Sayın Büyükanıt’ın yıllar sonraki konuşması bir hakkın teslimi olarak ele alınabilir. Ama Basra yanıp kül olduktan sonra “Basra yanıyormuş” diye itiraf etmenin hiçbir anlamı yok. Sayın Büyükanıt’ın konuşmalarını kim ne kadar anlar kimler ne kadar alınır orası hiç önemli değil(!?) Siyasetçi eğer siyaseti bir kan davasına dönüştürmemiş ve hikmet sözünü duymaya istekli olsa elbette bu konuşmadan da gerekli dersi alır. Ama Sayın Başbakan ve çevresi için hikmet sözünü kulağına küpe etmek, hatalardan ders almak nafile bir temennidir. Onların dinleyecekleri emir ve talimatlarından asla ayrılmayacakları danış -

manları, menfaat ortakları ve koruyucuları var. Dileriz Haman’dan farklı olmayan danışmanlarının sözleri onlara çok kötü bir akıbet hazırlamaz.

ÖZALLAŞMAYIN!..
Demek istiyoruz ki; Türkiye’nin bugün karşılaştığı Irak’taki olumsuz gidişin kökleri 90’lı yılların yanlış siyasi tercihlerin meyvesi olduğuna göre bugün benzer hatalardan sakınmak gerekir. O günün iktidarının yanlışlarını bugünkü iktidar tekrarlamasın!.. Bu konuşmanın cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yapılmış olması AKP’yi ve AKP iktidarının akıl hocalarını ve menfaat ortaklarını gereksiz biçimde rahatsız etmektedir. Yukarıda ifade ettiğimiz görüşler yanında Sayın Büyükanıt, askerin yıllardan beri tekrarladığı görüşleri ifade etmektedir. Türkiye’nin üniter ve laik yapısını koruma konusundaki hassasiyetini dile getirmektedir. Bu görüşler AKP’ye ve dincilere(!?) karşı ılımlı olduğu iddia edilen Sayın Özkök’ün de, Sayın Başbuğ’un da ısrarla belirttiği temel değerlerdir. Bu iki hassasiyet odağı, esası itibariyle anayasanın emridir; yani asker Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri var olan hassasiyetleri açıklamış oluyor. Yukarıda zikrettiğimiz Türkiye’nin bugün çözmekle yükümlü olduğu Kuzey Irak meselesinin taşıdığı özellikleri, dünün hatalı siyasi tercihlerinin sonucu olduğunu ortaya koyan ve bu tür hatalara düşülmemesinin gerekli olduğunun anlaşılmasını gerektiren bu siyasi dersten bu günkü iktidarın nem kapmasının gereği yok. Ama 60’lı yılların başlarından başlayarak Marksist-Leninist devrimcilik rüzgarları önünde sörf yapan devrimcilerin kılık değiştirerek II. Cumhuriyetin akıl hocaları olduktan ve bir hayli dünyalık yaptıktan sonra, şimdi küreselleşme rüzgarlarının “liboş” kaptanları olmaya özenmeleri karşısında bu mahut kadronun bu hatırlatmadan çok ama çok rahatsız olmaları kaçınılmazdır...

KÜRESELLEŞME DALGASININ LOBİLERİ RAHATSIZ OLACAK!.. OLSUN!
Meselenin aslı; yeni dünya düzeni ve arkasından küreselleşme parolasıyla tüm dünyayı bir tek küresel devletin sömürge alanı haline getirme hayali, dünyadaki bütün bağımsız oluşumları ve ulusal devletleri yok etmeyi amaçlıyor. Kendi kültür ve medeniyet dünyasında entegrasyonu hızlandırırken; bağımsızlığını korumak isteyen milletleri ve devletleri tasfiye etmeye çalışıyor. Bu vahşi emperyalist hayal, Batı dünyasının hastalığıdır. Milletler kaçınılmaz olarak bu yeni küreselleşme dalgasına da, yıllar evvel Marksist-Leninist küreselleşmeye karşı gösterdikleri tepkiyi vereceklerdir. Ülkemizde birinci, ikinci küreselleşme dalgalarının değişik maskeler takmış öncüleri, bugün taktıkları yeni maskelerine rağmen tanınıyor, biliniyor. Sayın Büyükanıt’ın konuşmasından üçüncü küreselleşme dalgasının lobileri, merkezleri aynen Brüksel gibi rahatsız olacaklardır… Rahatsız olsunlar, hatta geç bile kaldılar!

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali