manları, menfaat ortakları ve koruyucuları var. Dileriz Haman’dan farklı olmayan danışmanlarının sözleri onlara çok kötü bir akıbet hazırlamaz.
ÖZALLAŞMAYIN!..
Demek istiyoruz ki; Türkiye’nin bugün karşılaştığı Irak’taki olumsuz gidişin kökleri 90’lı yılların yanlış siyasi tercihlerin meyvesi olduğuna göre bugün benzer hatalardan sakınmak gerekir. O günün iktidarının yanlışlarını bugünkü iktidar tekrarlamasın!.. Bu konuşmanın cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yapılmış olması AKP’yi ve AKP iktidarının akıl hocalarını ve menfaat ortaklarını gereksiz biçimde rahatsız etmektedir. Yukarıda ifade ettiğimiz görüşler yanında Sayın Büyükanıt, askerin yıllardan beri tekrarladığı görüşleri ifade etmektedir. Türkiye’nin üniter ve laik yapısını koruma konusundaki hassasiyetini dile getirmektedir. Bu görüşler AKP’ye ve dincilere(!?) karşı ılımlı olduğu iddia edilen Sayın Özkök’ün de, Sayın Başbuğ’un da ısrarla belirttiği temel değerlerdir. Bu iki hassasiyet odağı, esası itibariyle anayasanın emridir; yani asker Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri var olan hassasiyetleri açıklamış oluyor. Yukarıda zikrettiğimiz Türkiye’nin bugün çözmekle yükümlü olduğu Kuzey Irak meselesinin taşıdığı özellikleri, dünün hatalı siyasi tercihlerinin sonucu olduğunu ortaya koyan ve bu tür hatalara düşülmemesinin gerekli olduğunun anlaşılmasını gerektiren bu siyasi dersten bu günkü iktidarın nem kapmasının gereği yok. Ama 60’lı yılların başlarından başlayarak Marksist-Leninist devrimcilik rüzgarları önünde sörf yapan devrimcilerin kılık değiştirerek II. Cumhuriyetin akıl hocaları olduktan ve bir hayli dünyalık yaptıktan sonra, şimdi küreselleşme rüzgarlarının “liboş” kaptanları olmaya özenmeleri karşısında bu mahut kadronun bu hatırlatmadan çok ama çok rahatsız olmaları kaçınılmazdır...
KÜRESELLEŞME DALGASININ LOBİLERİ RAHATSIZ OLACAK!.. OLSUN!
Meselenin aslı; yeni dünya düzeni ve arkasından küreselleşme parolasıyla tüm dünyayı bir tek küresel devletin sömürge alanı haline getirme hayali, dünyadaki bütün bağımsız oluşumları ve ulusal devletleri yok etmeyi amaçlıyor. Kendi kültür ve medeniyet dünyasında entegrasyonu hızlandırırken; bağımsızlığını korumak isteyen milletleri ve devletleri tasfiye etmeye çalışıyor. Bu vahşi emperyalist hayal, Batı dünyasının hastalığıdır. Milletler kaçınılmaz olarak bu yeni küreselleşme dalgasına da, yıllar evvel Marksist-Leninist küreselleşmeye karşı gösterdikleri tepkiyi vereceklerdir. Ülkemizde birinci, ikinci küreselleşme dalgalarının değişik maskeler takmış öncüleri, bugün taktıkları yeni maskelerine rağmen tanınıyor, biliniyor. Sayın Büyükanıt’ın konuşmasından üçüncü küreselleşme dalgasının lobileri, merkezleri aynen Brüksel gibi rahatsız olacaklardır… Rahatsız olsunlar, hatta geç bile kaldılar!