FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
..............................sayfaya dön


KÜRESELLEŞME HAYALLERİNE KARŞI MİLLÎ ÜNİTER LAİK DEVLET MİLLETÇE KORUNACAK

Sayın Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın yaptığı konuşma, bir İstanbul gazetesinde yayınlandı ve Türkiye gündeminde baş sıralarda yer aldı. Haftalık bir siyasal dergide de, daha sonra inkar edilmesine rağmen, silahlı kuvvetlerin ülke kaderi ve siyasetle ilişkisine ait açıklamaları haber olarak veriliyordu. Açıklamalara bakacak olursanız, Türkiye, 2003 yılından bu yana bir hayli sıkıntı yaşamış ve askeri müdahalelerin uçurumundan dönmüş! Türkiye’nin önünde bir cumhurbaşkanlığı seçimi var! Anayasa’ya ve Meclis iç tüzüğüne bakılacak olursa gerekli Meclis çoğunluğunu bulan birisinin cumhurbaşkanı seçilmesinde hiçbir engel bulunmuyor!
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE HALK VE DEVLET TELAŞTA
Ancak böyle bir makam için gerekli asgari ahlaki, manevi ve fiziki şartları AKP’den birinin taşıdığını düşünmek bile bazılarının tepesinin atmasına mani değil! Yeri gelmişken belirtelim, daha düne kadar “referansım İslam’dır” diyen ve bu kavramla İHL’ne teğet geçmekten başka hiçbir ciddi ve tutarlı kültür bağı olmayan, alelade bir politikacının İslam’ı nasıl referans aldığı ve bu referansa göre ne ürettiğini de sorgulamak gerekirdi ve hala gerekmektedir! Yeşil kuşak projesinin cari olduğu dönemde de ‘Ilımlı İslam’ projesinin gündemde olduğu dönemlerde de kabartılmış, köpürtülmüş heyecan ve istismar dalgalarının içinde bu tür politikacıları çok gördük! Aynı politikacı tipi, gömlek değiştirir gibi fikir ve istikamet değiştirmekten zerre kadar rahatsız olmaz! Her şeyleri değişir, değiştirir, kılıkları, kıyafetleri, söylemleri, ilgileri değişebilir, ama ıslah olası, büyük bir felaketten önce tövbe nasip olası bu insanların makam ve iktidar ihtirasları değişmez, artarak hatta azarak devam eder! Bu türde değişmez olan sadece bu ihtirastır! Sayın Baykal ve bazıları, cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı Nisan ayının belli gününü meşum bir gün olarak ilan ediyor, Cumhuriyet’in sonu, karanlığın başlangıcı olarak görüyor, Cumhuriyet’in tehlikede olduğunu söylüyor! Çok eski bir İstanbul gazetesinin açtığı kampanyayı yansıtıyor! Ama bu söylem karşısında işin iç yüzünü bilen ve dünü unutmayanların yüzünü bir hüzünlü tebessüm kaplıyor; ve söylemekten geri duramıyorlar:
“A Baykal! Bu Cumhuriyet düşmanını ayakları altına kırmızı halılar sererek meclise davet eden, iktidar yolunu açan sen değil miydin?” Diye soruyorlar! Demek Sayın Baykal da siyasette yol arkadaşı olacağını düşündüğü şahsın rejim için tehlike olacağını anlayamamış veya vahim kusurunu o zamanlar, hakkında rejimi tehdit eden suç isnatları bulunmasına rağmen önemsememiş! Sayın Büyükanıt’ın sözleri üzerinde ciddiyetle durulması lazım gelir. Hikmetin sesinin nadiren duyulduğu, Türk toplumunun iç ve dış kuvvet merkezleri tarafından düzenlenmiş formülleri, reçeteleri deli dervişler gibi tekrarlamaya itildiği bir kültür ortamında irdeler ve değerlendirirken hüzün duymadan irdelemek mümkün değil. Sayın Genelkurmay Başkanı bugünün Türkiye’sinin çözülemeyen ve çözülmesi zorlaştırılmış birer çetin ceviz olan meselelerin çok defa dünün hatalı, hayalî çözüm önerilerinden ve uygulamalarından ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu tespite katılmamak mümkün değil. Mesela Güney Doğu Anadolu ve Kuzey Irak’a “Çekiç Güç” adıyla ABD askerinin konuşlandırılmasının vahim bir hata olduğunu ve Kuzey Irak’ta bölge birliğini ve Türkiye’yi rahatsız edecek bir etnik oluşumun peydahlandığına işaret ediyor. Bugün karşılaştığımız trajedi 90’lı yıllarda sözde baba Bush’a akıl veren Özal’ın mı eseri, yoksa Türkiye siyasetine ABD paraşütü ile inmiş Özal’ın komplekslerinin ve zaafının mı eseri olarak ele alınması gerekir? O günleri hatırlayanlar bilirler rahmetli Özal, devlet teamüllerini sarsan bir radikaldi. Şortla askeri kıta denetler, hiçbir resmi kayıt tutturmaksızın yabancı misyonla görüşürdü. Neler konuşup neler vaat ettiğini kimse bilmezdi. Merhum edindiği tüm devlet bilgilerini de kasetler halinde evine taşımış ve daha sonra meçhul hırsızlar bu devlet sırlarını aşırmıştı. Rahmetlinin zamanında sık sık nüfus ve adliye kayıtlarının yakılıp kül edildiğini hatırlamak için on beş-yirmi sene öncesi gazetelere bakmak yeterli. Halkın sağduyusuna bakılacak olursa rahmetli Özal, masaya bir koyup üç almak hayali içinde pek çok zarara sebep olmuştur. 91 Körfez Harekatında Kerkük-Yumurtalık petrol vanalarını biz kapatmamıza rağmen; harpten Güney Doğu Anadolu ekonomisinin çökmesi ve Türkiye ekonomisinin büyük zararlara uğramasının dışında Türkiye’nin hiçbir kazancı olmamıştır.
 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali