FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
........................................sayfaya dön 18-02-2008

 

Türkiye’nin Milli Ve Aktif Balkan Politikası Var Mı?

KOSOVA’NIN BAĞIMSIZLIĞI GERÇEK BAĞIMSIZLIK VE BARIŞ VE MUTLULUK NASIL SAĞLANSIN?

Bugün Kosova bağımsız bir devlet olarak varlığını dünyaya ilan etti (18 şubat 2008). Amerikan bayraklarıyla Kosova vatanseverlerinin bayrakları yan yana (!?) ABD’nin Irak’ı işgalinde görülen sahneler görüldü. Avrupa Birliği’nin himaye ettiği Kosova’nın bağımsızlık ilanı dünya devletlerini bu bağımsızlığı tanımak konusunda tereddüde sevk etti! Çünkü gerçek bağımsızlık, herhangi bir devletin uzantısı veya gölgesi olunamaz, bağımsızmış gibi yaşanamaz! Ancak Kosova’nın bağımsızlığını ABD ve AB gibi tanıyanlar var, Rusya, Çin gibi

tanımayanlar, hatta Sırbistan gibi suçlu sayanlar ve hatta Kosova liderlerinin cezalandırılmasını isteyen Sırp devleti de var(!?) İktidarımız da ABD’nin tanımasından bir süre sonra tanıyor! İlk kutlama yapanlardan biri de Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı. İşin garibi bu tanımaya öfkelenen bir kısım Sırp da Türkiye büyük elçiliğini taşlamış... Neler oluyor Balkanlarda? Bu soruya doğru cevap verebilmek için, daha yakın plandan bakalım:

KOSOVA’NIN ULUSLARARASI HİMAYELİ (MANDALI) BAĞIMSIZLIĞININ HİKAYESİ
Haberler şöyle; “Kosova, ABD ve AB’nin desteği ile tek taraflı bağımsızlık ilan etti! 1989’da Sırp lider Slobodan Miloşeviç’in kanlı terörünün hazin bir geri tepmesi olarak ortaya çıkan Kosova bağımsızlığı Birleşmiş Milletler’in kararı olmaksızın ABD ve AB’nin himayesinde gerçekleşti. 1999’da NATO harekatı sonrasında Birleşmiş Milletler’in 1244 sayılı kararı ile, “Sırbistan’ın özerk bölgesi olarak BM’in mandasına (UNMİK)” geçmişti. Ancak ABD ve AB himayeli bağımsızlık (?) planı Sırbistan tarafından reddedilmiş ve Rusya’nın muhalefeti karşısında tek taraflı olarak ilan edilmişti. Sırpların “ahlaksızlık ve uluslararası hukukun temeline dinamit” atmak olarak suçladığı ABD ve AB himayesindeki Kosova bağımsızlığı eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtisaari’nin hazırladığı himayeli bağımsızlık planının temel alındığı açıklanan bağımsızlık bildirisi, şimdiki Kosova Başbakanı ve eski Kosova Kurtuluş Ordusu lideri yılan lakaplı Haşim Taçi tarafından mecliste okundu. Toplantıya Sırp kökenli milletvekilleri katılmadı.

KOSOVA’ NIN BAĞIMSIZLIĞI NASIL BİR BAĞIMSIZLIK?
Bağımsızlık bildirisinin okunmasından sonra Kosova flarmoni orkestrası, AB marşına dönüşen Beetthoven’in dokuzuncu senfonisinin Neşeye övgü bölümünü çaldı. Başkent Priştine’de bağımsızlık dikilitaşı açıldı. Kosova biçiminde pişirilmiş 1,5 tonluk dev bağımsızlık pastası kesildi. Başbakan Taçi’nin Bulgaristan’dan getirttiği 80 bin ton havai fişek patlatıldı. On binlerce kişi ellerinde çift başlı kırmızı üzerine siyah kartal desenli Arnavut bayrakları, ABD ve AB bayraklarıyla sokaklara döküldü!..

KOSOVA’NIN EKONOMİK VE SOSYAL DURUMU NEDİR?
Büyük bir fakirlik içinde yaşayan, işsizliğin çok büyük boyutlara vardığı Kosova’da iyi giyimli GÖSTERİCİLERİN Amerikan ve AB bayraklarıyla donatılmış taksiler üzerinde Arnavut bayraklarını dalgalandırmaları gerçekten ilginç! Bağımsızlık bildirisini okuyan Taçi’nin konuşması esnasında elektriklerin kesilmesi Kosova’nın ekonomik ve sosyal durumunu ortaya koyuyor sanki. Yılda uluslararası toplumun (yani ABD ve AB konsorsiyumunun) 3 milyon dolar, dışarıdaki Arnavut soydaşların 8 milyar dolar gönderdiği Kosova’nın kendini geçindirecek kaynakları ve imkanları bulunmuyor! 2.2 milyonluk Kosova’nın % 45’i işsiz, yüzde 37’si günde iki dolarla yoksulluk sınırının altında, yüzde 15’i onun da altında. Pek çok kent günde 12 saat elektriksiz. Yol şebekesi çökmüş durumda…

KOSOVA’NIN BAĞIMSIZLIĞI MİLLETLERARASI CAMİAYI NASIL BÖLDÜ?
Kosova’nın bağımsızlık ilanını ilk Afganistan, ABD ve Türkiye tanıdı. Bu grubu Arnavutluk, Fransa ve İngiltere izledi. Kosova’yı tanımaya niyetleri olmadığını ilan eden ülkeler arasında Güney Kıbrıs ve İspanya başı çekiyor. Bu arada Sırbistan’da protestocu bir grup Türkiye Büyükelçiliğini taşladı. Sırp yönetimi, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerdeki büyükelçilerini geri çağırdı.

HİMAYELİ BAĞIMSIZLIK NE DEMEK?
Kosova’nın bağımsızlığının nasıl bir bağımsızlık olduğunu anlayabilmek için, Kosova bağımsızlığı bildirisinde atıfta bulunulan; BM temsilcisi, aynen bizim Kofi Annan gibi rapor hazırlayan Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari’nin raporunu her türlü yanlış anlamayı ortadan kaldırmak amacıyla iyice okumak mecburiyetindeyiz. BM temsilcisi Ahtisaari’nin raporu yukarıda söylendiği gibi 2007 başlarında veriliyor! Raporun adı da “Uluslararası Himayeli(?!) Bağımsızlık(?!) Planı” Sayın Taçi bağımsızlık bildirisinde bu plana atıfta bulunuyor! BM temsilcisi Martti Ahtisaari’nin bu planını temel alacak olan anayasa da daha sonra açıklanacakmış? “Uluslararası Himayeli Bağımsızlık” ne ki diye düşünecek olursanız, onun da fiilen ABD ve AB himayesinde yani “manda”sında bir devlet olduğu ortaya çıkar. Resimler ve satırlar arasındaki seromoniler de bu bağımsızlığın tam bağımsızlık olmayıp “manda” olduğunu ortaya koyuyor! Filen ABD ve AB himayesinde yani “manda”sında bir devlet ortaya çıkıyor. Yani ABD ve AB, “manda”nın tarih olduğu sanılan bir çağda Balkanlar gibi kritik bir alanda “manda” tesis etmiş bulunuyorlar!

AB KOSAVA’YI TANIDI, KUZEY KIBRIS’I NE ZAMAN TANIYACAK?
Kosova’nın bağımsızlık ilanının mevcut hukuki gerçeklere pek uymadığı kabul edilirken bu işin bir istisna olduğunu açıklıyorlar. Bu bağımsızlık ilanını ilk kutlayanlardan biri de dünyanın görmezden geldiği Kıbrıs. Kıbrıs yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Mehmet Ali Talat ne demiş: “Kosova’nın bağımsızlığını selamlıyorum. AB sorumluluklarının bilinciyle hareket etmeli. Kimliğini koruyan, özgür yaşamak için büyük acılara katlanan ve mücadelesini sürdüren Kıbrıs Türk halkı adına, Kosova Halkını içtenlikle kutlarım.” Sayın Talat, Türkiye ve Kıbrıs Türkleri acaba beklediği cevabı alacak mı? Putin’in KKTC’ye emsal gösterdiği Kosova’nın bağımsızlığının KKTC için emsal oluşturmayacağı yolunda ABD’nin Kıbrıs Rumlarına teminat verdiği söyleniyormuş. Herhalde Türkiye gibi Kıbrıs Türkleri de bu çifte standarda şaşırmış, hayret etmişlerdir!..

BALKANLAR’DA KAVGA SÜRECEK GÖRÜNÜYOR!
Bu satırlarda verilen haberlerin ifade ettiği anlam elbette çok açık: ABD ve AB, Balkanlar’da bir yeni oluşum daha meydana getirmişlerdir. Batı’nın bu hamlesi Sovyet eskisi Rusya’nın ve etkisinin, Balkanlar’da sınırlandırılması hadisesidir! Ve ABD ve onun izindeki AB’nin Rusya’nın muhalefetine rağmen, Balkanlar’da ve muhtemelen dünya’nın pek çok yerinde yeni oluşumlar meydana getirme konusundaki niyet, eğilim, hatta kararlılığını gösteriyor. Ve öyle görünüyor ki ABD ve AB bu tür oluşumlar konusunda kendi ilan etmiş olduğu hukuki ve ahlaki kayıtlara da ters düşmeyi umursamaz gözüküyor!.. Kosova’nın bağımsızlık ilanında neler olup bittiğini kısaca özetledikten sonra gelelim bağımsızlık bildirisinde nelerin olup olmadığına:

KOSOVA BAĞIMSIZLIK BİLDİRİSİ’NİN ÖZELLİKLERİ
Kosova Başbakanı Taçi’nin mecliste okuduğu bağımsızlık bildirisinde; Kosova’nın bundan böyle Belgrad tarafından yönetilmeyeceği, Kosova’nın bağımsız ve egemen bir devlet olarak ilan edildiği, Martti Ahtisaari’nin sunduğu “Uluslararası Himayeli Bağımsızlık Planı” esas alınarak anayasanın hazırlanacağı belirtiliyor. Kosova laik, demokratik, çok etnili bir toplumdur, barış ve istikrara sadık kalınacaktır denilen bildiride ayrıca şunlar ifade ediliyor: “Kültürel ve dini mirası garantiye alır. AB’nin sivil (EULEKS) ve NATO askeri varlığını memnuniyetle karşılar! Bağımsızlıkla uluslararası sorumluklarını üslenir. Komşularıyla iyi ilişkilerin yürütüleceğini beyan eder, komşularının sınırlarını garantiye alır, sorunların çözümünde şiddetten uzak durur...” ABD VE AB MANDASI Bildiri Kosova’nın, BM’nin fiilen ABD ve AB’nin himayesinde bir oluşum olduğunu ifade ediyor. Dayandığı hukuki ve ahlaki gerekçe ise, bu oluşumun kopya edilmesini engelliyor! Ve bu da açıkçası ahlaki ve hukuki bakımdan bu oluşum üzerinde dikkatle durulması gerektiğini ortaya koyuyor! Peki aynı durumda olan halklar Kosova modeline umut bağlayabilirler mi? Hayır! Dolayısıyla gerçekten benzerleri tarafından uygulanamaz, ama takdiren bir seferlik uygulanabilir bir formül ortaya koyuyor! BM, yani

ABD ve AB! TÜRKİYE’NİN BALKANLAR FORMÜLÜ NEDİR? Türkiye’nin sadece tarihi ve kültürel bağlarla değil canlı bağlarla bağlı olduğu bu alanda gelişmeleri ve değişimi kayıtsızlıkla seyretmesi düşünülemez elbette... Keşke Türkiye Kosova’nın bağımsızlık öncesi ve sonrasında Kosova halkına güçlü bir rehberlik yapabilseydi? Sadece tarih ve kültür bağları değil aynı zamanda çok güçlü yaşayan bağlarımız var bu bölge ile. Aynen Ortadoğu’nun pek çok noktası ile yaşayan canlı bağlarımız gibi… Kosova’nın bağımsızlığı ne gibi sonuçlar doğuracaktır?

BALKANLAR, TRAJİK, HATTA KANLI DEĞİŞİMLERE ADAY!
ABD ve AB’nin himaye ettiği ve tanımaya başladığı ve Rusya’nın ve Sırbistan’ın karşı olduğu bağımsızlık uzun yıllardan beri ülkelerin sınırlarının kuvvet kullanarak değiştirilemeyeceği inancının yıkılışını mı temsil ediyor? Eski Yugoslavya’nın parçalanması sonucu ortaya çıkan, bir süre öncesine kadar Sırbistan’ın özerk bir parçası olarak kabul edilen bir bölgenin, o bütünden ayrılmasının hangi şartlar altında kabul edilebilir olduğunu önümüzdeki günlerde daha iyi görmüş olacağız! Her hangi bir topluluğun bağımsız bir devlete sahip olduğunun kabulü için hangi şartlar aranacaktır sorusu şu an milletlerarası camiada bir tartışmaya yol açmış görünüyor! ABD ve AB’nin yoğun nüfuzunun görüldüğü bu bölgede Rusya’nın menfaatlerini ve nüfuzunu korumak için mukabelelerde bulunması kaçınılmaz olacaktır! Bu kaçınılmaz çarpışmanın seyri doğu Avrupa ve Balkanlar’ı etkilemeye devam edecektir!

MİLLİ, ETKİLİ DIŞ SİYASET İHTİYACI ACİLDİR!.. HİMAYELİ BAĞIMSIZLIK GERÇEK BİR BAĞIMSIZLIK VE BİRLİĞE YOL AÇSIN
Burası böyle ama bu son derece duyarlı alanda ABD-AB işbirliği ve kendini toparlayan Rusya’nın tepkileri ve mukabeleleri ne olacaktır diye takip ederken; bu bölge ile çok canlı ve köklü ilişkileri bulunan Türkiye’nin bu bölgede geleceğini ona buna havale etmek veya kuyruğuna takılmakla tatmin ve temin etmesi düşünülmemelidir! Umarız iktidarın, Meclis ve muhalefetin milli siyaset adına böyle bir ajandası vardır! Yoksa vay halimize… Şu kadarını hatırlamak yeterli: Türkiye’nin bu bölge ile tarihi ve kültürel bağları var! Sadece tarihi değil, canlı yani yaşayan bağları var! Türkiye’nin meşru varisi ve temsilcisi olduğu Osmanlı cihan devletinin Avrupa’da ve özellikle Balkanlar’da yaptığı insani iyileştirme çalışmaları hala silinmez izler halinde bu kıtada her türlü inkar ve saldırıya rağmen hala yaşıyor! Osmanlı’nın kurduğu hümanist, adil ve müsamahaya dayanan ve her türlü etnisiteyi, dil ve ırk hegomanyasını engelleyen medeniyet sistemi, bu sistemin korucu ve kollayıcı iradesi; Avrupa’da ve Balkanlar’da emperyalist politikaların aleti olmaktan başka bir özellik taşımayan sözde bağımsızlık cereyanlarının kargaşasına Balkanlar’ı terk etti.

Batı emperyalizminin yıkım politikasın aleti olmaktan ileri gidemeyen sözde devletler de varlıklarını sürdürmekte zorluk çektiler. Çünkü bölgeden ve kıtadan insafsız bir hoyratlıkla ve kanla atılan Türkiye’nin yeri doldurulamadı, doldurulamazdı da!

Ama bölgenin, Macaristan’a kadar tüm Balkanlar’ın; yığınla ırkın ve dilin tam bir hürriyet içinde yaşadığı, ama kıymetini bilemediği ve koruyamadığı, insan ve barış temelli bir yeniden düzenlemeye hasret çektiği bellidir.

Balkanlar’da meydana gelebilecek sözde bağımsız devletler görünümündeki savaşların bitmesini ve gerçek bir barışı sağlayacak insan ve barış ve birlik temelli yeni bir düzen arayışı sürecektir. Türkiye’de iktidar koltuğunda oturanlardan, bölgenin tümünü kucaklayacak insan temelli, barış, adalet, bağımsızlık ve birlik isteyecek tarihi bir bölgesel düzenleme görevinin yerine getirilmesini beklemek fazla bir şey mi istemek olur? Ne dersiniz?

Sonuç olarak bu kayıtlarla ve mutluluk dilekleriyle Müslüman Kosova halkının bağımsızlığının hayırlı olmasını ve gerçek bir bağımsızlık ve birliğin başlangıcı olmasını diliyoruz!

 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali