24 Aralık Pazartesi günü CNN’de yayınlanan kuzey Irak’taki Talabani, Barzani ve Irak Devlet Başkan Yardımcısı’nın konuştukları bir programı izleyenler, Türkiye’nin Irak harekatı karşısında kuzey Irak’taki önderliklerin bir kısmının bakışını öğrenmek imkanını buldu. Kuzey Irak’taki Kürt önderlerinin Irak anayasası ve referandum konusunda Rice’ın ilettiği ABD istekleri istikametinde bazı konuları müzakere ettiği ve bir uzlaşmaya varmaya yaklaştığı anlaşılıyor!
Ancak Barzani gibi, Irak Devlet Başkan Yardımcısı Haşimi de Türkiye’nin kuzey Irak’a ABD ile kurulan mekanizmayı harekete geçirerek ve ABD’nin stratejik istihbaratını ve anlık istihbaratını değerlendirerek yaptığı bombardıman ve kısmi kara harekatı esnasında bazı sivil yerlerin bombalandığını, ölü ve yaralıların olduğunu ileri sürerek Türkiye’yi protesto ediyor?
Nakşi(!) Barzani zaman zaman yaptığı gibi ölçüyü kaçırarak, Türkiye’yi itham ediyor. Ve Türkiye’nin terör örgütünün sığınak ve ikmal hatlarını, antrepolarını bombalaması milletlerarası hukukun tanıdığı hakların başında gelmiş olmasına rağmen, Türkiye’nin terörle mücadele hakkını kullanmasından rahatsız!
Kadiri(!) devlet başkanı Talabani daha ihtiyatlı bir dil kullanılmasına rağmen, o da bildik masalı okumaya devam ediyor. Her ne kadar Türkiye’nin teröristi takip ve cezalandırma hakkını inkar etmiyorsa da, askeri güç kullanma yerine diplomatik ve politik yaklaşımları tercih ediyor ve Türkiye’yi bu yönde teşvik etmek istiyor! Pkk etkisinde olduğu anlaşılan bazı grupların ithamları karşısında sabrı ve itidali tavsiye ediyor pkk militanı gazetecilere…
Tüm medyanın TMSF kontrolünde olduğunu unutmayın! Bütün varlıklarını AKP’ye bağlamış bulunan neredeyse tüm medya da aşağı yukarı, şu uyuşturucu zehrin sunulmakta olduğun görüyoruz: Her şey mükemmel, askeri harekat başarıyla sürüyor, pkk’yı ininde vuruyoruz!
Bu arada medyanın neredeyse tamamının patronun iktidar olduğunu ve tüm basının TMSF tarafından kontrol edildiğini duyuralım. Tüm gazetelerin ve tv’lerin iktidar tarafından yönetilir hale gelmiş bulunmasını anlamak mümkün değil.
TMSF Başkanı’nın itiraf ve Türk Milleti’ne kaça mal olduğunu açıkladığı basının patronu, artık iktidar! Komünizmin 90’lı yılların sonlarında öldüğü yalan demek? Devletçilik en akıl almaz ve hukuksuz ve hudutsuz biçimde hortlamıştır!
Böyle bir durumda fikir hürriyetinden, söz hürriyetinden ve demokrasiden bahsedemezsiniz!
Kuzey Irak harekatı ile ne elde ettik? Şimdi medyanın bu durumunu göz önünde bulundurarak, Türkiye’nin Kuzey Irak’ta yaptığı askeri harekatı göz önünde bulunduralım ve kıymet biçmeye çalışalım: Karakollarımızı basan, pek çok Mehmetçik’in şehadetine sebep olan pkk terörüne karşı girişilen harekat sonucunda ne yapıldı? Neler yapılmadı? İkisini birlikte görmek gerek.
Bahar ve yaz aylarında Türkiye oyalandı, iç politika kavgalarıyla vakit tüketti, şehitler verdi, gaziler verdi. Nihayet bir seneye yakın uyku ve itiraz dönemi halkın dayanılmaz feryadı ve feveranı karşısında bitti. Zor bela askerin istediği harekat yetkisi ve emri çıkarılabildi.
ABD ile hangi konularda ne üzerinden anlaşıldı, o da meçhulümüz! Ülkenin parlamentosunun meçhulü… Neler konuşuldu ve ne anlaşması yapıldı, neyin karşılığı, ne alındı ne verildi, bunlar bilinmiyor! Ama hakkını vermek gerek, ABD’nin anlık istihbaratı ile bir süre önce kuzey Irak’ın dağları taşları bombalandı. Karargah ve tesis olduğu sanılan mağaralar, dağlar, vadiler bombalandı. Ve harekata karşı ABD ve AB’den tepki gelmedi.
AB’den tepki gelmedi ama AB terörle mücadele konusunda samimi davranmadığını, çifte standartları ve kompleksleri olduğunu gösterdi.
Yani AKP diplomasi savaşında AB engelini aşamadı. AB’nin resmi, yarı resmi toplantılarında pkk teröristleri boy göstermek hatta temsil edilmek imkanına kavuştular. Terör suçluları sebebiyle interpol bültenleriyle aranan teröristler Avrupa ülkelerinde her türlü melaneti işleyebildiler.
Avrupa’da vatandaşlarımızdan haraç almaya da devam ediyorlar!
Neler yapılabildi? Makine Kimya Endüstrisi (MKE)’nin geliştirdiği söylenen bir çok silah ilk defa bu harekatta boy gösterdi. Uzmanları tarafından alkışlanan başarılı bir hava harekatı yaptık. Türkiye’de imal edilmiş gerçekten üzerinde durulmaya değer silahlara sahip olduğumuzu da görmüş olduk! Kuzey Irak’ta askeri ve teknik bakımdan şu hedeflere ulaştığımızı söyleyebiliriz: 2007’de 1918’in bile gerisine düşmek olur mu? Her şeyden önce “kavgada kurşun hesabı yapılmaz” sözünü unutmayalım, ama yapılan hava bombardımanı ve kara bombardımanı para demek… Keşke Türkiye bunlara mecbur olmasaydı. Bir başka keşke de: 1920’li yıllarda Türkiye’nin tezi Irak’ta sınırı “Osmanlı tebaasının Arap olmayan unsurları” yani Türk ve Kürt toplulukları çizer şeklindeydi. Ve bu unsurların kardeşliği ve birlikteliği, bizim o günkü tezimizdi ve gerçek de buydu. Ama aradan geçen senelerde Türkiye politikasına cehalet ve inkar musallat oldu. Kardeşliğimiz ve birliğimiz hançerlendi… Bu durum bugünkü 61. Cumhuriyet hükümeti de dahil pek çok iktidarın Türk Milleti’ne hesap vereceği vebalidir.
Elde edebildiklerimiz? Neler elde ettik diye sorulsa şunlar, denebilir: Birincisi Türkiye, ABD ile tezkere krizi ile ciddi bir sarsıntı geçiren işbirliğinin gücünü bir ortak harekat yapabilecek noktaya getirebilmiştir! İkinci olarak ve daha da önemlisi, TSK yukarıda sıraladığımız harekat esnasında pek çok silah, araç ve gereci kendi imkan ve kabiliyetleriyle hazır edebilmiştir! Bu da önemli bir husustur! Bu yüzden kuzey Irak’a yapılan hava harekatı ve kısmi kara harekatı psikolojik açıdan çok önemlidir. Türkiye dosta düşmana bu bölgede “ben varım” diyebilmiştir.
Bunun idrakinde olarak politikalar oluşturulmalıdır! Ve üçüncü olarak diyebiliriz ki muhtemelen bu harekat sırasında pkk’nın üsleri ve ikmal yolları bertaraf edilmiştir!
Anlaşılıyor ki kış boyunca da bu harekat devam edecektir ve temenni edilir ki devam etsin!
Ele geçirilmesi gereken hedefler var! Diğer taraftan şu an ki durumu itibariyle Türkiye pkk terörü ile mücadelesinde giriştiği askeri harekatla bu avantajları elde etmiştir!
Emeği geçen herkese teşekkür deriz! Ancak şu soruların cevabını iktidar ve asker vermelidir: Pkk’nın gizli arşivi nerede, neden hala bulunamıyor? Pkk’nın gizli kasaları, mutemetleri kimler ve nerede ve bunlara ne yapıldı? Pkk’nın kontrol ettiği uyuşturucu ve silah kaçakçılığı şebekesi ile ve sınır ticaretini kontrol etmek suretiyle çok zengin bir gangster şebekesi haline dönüştüğü biliniyor! Bu harekat ile pkk’nın ekonomik kaynakları kurutulmuş olacak mı? Buna inşallah diyelim, ama şunu da soralım bu harekat ile pkk’nın tepe kadrosundan kim veya kimler ele geçirildi? Yapılan bu çalışmalar sonucunda pkk’nın çirkin saflarında gerçeği gören, pişman olan, teslim olan kaç militan var? Kaç militan ele geçirildi, kaç militan teslim oldu, kaç militan nedamet getirdi? Bunları bilmek, milletin hakkı ve millet, harekatın başarısı hakkında bu somut hedeflere ulaşıldığını görünce müspet düşünebilir! Ancak bunlar görüldükten sonra ve terör gibi bir çirkinliğe bulaşmış insanlar gerçekten nadim olup, pişman olmuşlarsa, bu pişmanlığın samimi, ciddi olduğu görüldükten sonra rehabilitasyon tedbirleri düşünülür!
Şimdiden konuşmak işin samimiyetini, ciddiyetini ortadan kaldırır. AKP iktidarını ve icraatını büyük bir titizlikle gözlemeye devam edeceğiz, doğruya doğru, yanlışa yanlış’ diyeceğiz. Darılmaca yok!..
* Bu makale 25 Aralık tarihli Genelkurmay açıklaması yayınlanmadan önce kaleme alınmıştır. Okuyucularımızın bu hususu göz önünde bulundurmalarını rica ederiz.