ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ!
Ramazan bayramında tüm ülkeyi yasa boğan PKK terörüne karşı öfke katlanarak büyüyor! Bütün yurdu öfkeye ve eleme boğan hain ve kahpe saldırılar sonucunda kaybettiğimiz aslan Mehmetçiklerimizin Tanrı Teala’nın yüce katına uğurlanması; milyonları acı, dua ve kararlılıktan örülmüş bir galeyan noktasına getirmiş bulunuyor! Diyebiliriz ki Mehmetçiğe yapılan her saldırı milletin vicdanın derinliklerinde duyulmuş, sanki milyonlarca Müslüman Türk evi kendi yavrusunu hain terörde kaybetmişçesine yüreğinden vurulurcasına yanmış, kavrulmuştur! Şehitlerin Tanrı katına uğurlanması sırasında yapılan cenaze törenlerine bakınız! Şehidin anası, babası, akrabaları ve teşciye gelen cemaatin bir yiğidin uğurlanışında nasıl devasa bir güç haline geldiğini görüyorsunuz!
Şehitlerin naaşlarının kabirlerine uğurlanması esnasında, şehit anasının veya kardeşinin sözlerini dinlerken ağlamadan dinlemek mümkün değil, olayı fotoğraflamak amacıyla giden gazeteci de ağlama tufanına kapılmış! Artık Türkiye kendisine saldıran haine karşı ıstıraptan, gözyaşından, duadan ve kararlıktan oluşan ve her an tufanlar yağdırabilecek, bir rahmet bulutu halinde yoğunlaşmakta… AKP BU KARARLILIĞI ANLAMALI
Aylardan beri şehit cenazeleri Türkiye’de gündemde ama cenaze törenlerinde zaman zaman iktidara yönelen eleştirilerden rahatsız olan iktidar cenaze alaylarına sahip çıkacağına, bu toplumsal iradeden korkmuş, dışlamış, hatta “askerlik yan gelip yatma yeri değil” bile diyebilmiştir!
Bir başka yanlış emperyalistlerin Kürt meselesi demekte ısrar ettiği bu meşum kavram kör hafız gibi tekrarlana gelmiş; Lozan’da çöp sepetine atılmış ve Türkiye’nin bölünmesi için kullanılmakta olan meşum dosyayı sorumsuzca Türkiye siyasetinde tekrar konuşulur hale getirmiştir! Sayın Başbakan, bu meşum kelamın nasıl zehirleyici bir kelam olduğunu, PKK’nın kuruluş amacının bu olduğunu bilse idi her halde, böyle dehşet verici, ihanetten farksız bir derin gaflete düşmezdi. YEDİ AY BEKLETİLEN SİYASİ İRADE GECİKMİŞ DEĞİL MİDİR?
Ama olan olmuştur! Ve Türkiye, askerin istemesine rağmen nisan ortalarından itibaren tam yedi ay beklemiş ve bölgedeki mehabeti haksız olarak sarsılmıştır! Sınırları aylardan beri ihlal edilen bir devletin caydırıcılığı önemli ölçüde sarsılmıştır! Bu kuzey Irak’ta ve Güneydoğu Anadolu’da Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye’ye duyduğu sadakat ve bağlılığı akıl almaz bir imtihana sokmuştur! AKP, PKK terörü ile mücadelede Türkiye’nin en büyük zaafını oluşturan sağlıksız anlayışını sorgulamalıdır! Sadece AKP değil ama bütün siyaset kendini sorgulamalıdır ve meclis terörle mücadele stratejisini gözden geçirmelidir! TBMM aylar geçtikten sonra da olsa, sınır dışı operasyon için yetki verebilmiştir! Türkiye’nin ve bölgenin içinde bulunduğu şartların son derece kritik olduğunu ve askeri harekatın başarısını sağlayacak sebeplerin başında sürpriz faktörünün geldiğini cümle alem bilir! Bilir ama askerin aylardan beri beklediği yetkiyi bu kadar geciktirmenin anlamı var mıydı? LAF YERİNE İŞ ÜRETİLDİĞİNİ SANSÜRDE Mİ ANLAYACAĞIZ?
Artık laf değil, iş beklediğimizi sonuç ve kararlılık görmek istediğimizi aylardan beri söylüyoruz! Bütün millet söylüyor! Peki siz ne yapıyorsunuz?
“Önce içerdeki teröristleri tepeleyelim, sonra dışarıdakilere bakarız” gibi teröristi caydırmayan ama azdıran sözler söyleye geldiniz!
Kıyaset, siyaset ve tedbir bu mudur? Siyasetçinin vatandaşın sırtından siyaset öğrenmeye hakkı var mıdır? Bulunduğunuz makam bilme, görme ve icra etme makamıdır! Mazeret üretme makamı değildir! Yani siz PKK terörü karşısında alınması gerekli kararları almadınız! Hem kendi ataletinizi, hem de terörizmi teşhis ve kullandığı enstrümanları fark etmemekteki zaafınızı sorgulamalısınız! Kayıplarımız dolayısıyla kendinizi sorumlu hissetmelisiniz ve bunu millete göstermelisiniz! TERÖRLE MÜCADELE SİYASİDİR VE HALK TARAFINDAN DENETLENECEKTİR!
MECLİS GÖREVİNİ YAPMALIDIR!
Yukarıda söyledik, artık laf değil iş istiyoruz! Laf yerine iş istiyoruz derken, halk laf değil işin sonuçlandırılmasını istiyor. Ama halk hangi imkan ve vasıtalarla sizin söz değil iş ürettiğinizi anlayacak ve denetleyecek? Bugün PKK terörünün iç ve dış kaynakları olduğunu bilmeyen bir Allah’ın kulu yok! Terörizm bu kaynaklar tarafından besleniyor! Ancak terörizm bir insanlık suçu olmasının dışında bir pis savaş türü! Yani Türkiye bir savaşla karşı karşıya! Yönetimi de sorumluluğu da siyasi! Daha önce Bayrak ve Çınar dergilerinde ve “Egemen Milletin Sesi”nde belirttiğimiz üzere sorumluk da siyasi. Ama görünen o ki, siyasetin bir “terörle mücadele programı, stratejisi”nin varlığı şüpheli… Var mı yok mu, bunu anlamanın en iyi yolu da siyaseti sorgulama ve terörle mücadele için meclisin ilke kararları ortaya koymasıdır! Meclis Türk İstiklal Savaşını yönetmiş şanlı ve gazi selefi gibi Türkiye’nin terörizme karşı savunulmasını da demokrasi içinde yapmalıdır! Bir mücadele programını ortaya koymalıdır! Bu yazıya son vermeden önce AKP’nin terörle mücadele konusunda zaaflarından birine daha işaret etmek gerekiyor! AKP iktidarı, terörizmin sebep olduğu acıların, beklentilerin ve umutların bütün milletin dikkatini, sınırda harekat emri bekleyen Mehmetçiğe odakladığını unuttu ve abes bir iş yaptı! Şu çağda basına sansür koydu! Ve tüm yazılı ve görsel medya bu sansürden geçti, bereket versin ki bu sansür mahkeme eliyle iptal edildi! TERÖRLE MÜCADELENİN VAZ GEÇİLMEZ ESASI VE BOYUTU İSLAM'DIR
Elbette demokrasi ve basın hürriyeti içinde terörizmle mücadele zor, ama iktidar demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesini çiğneyerek değil, kollayarak iş görecek! Ve millet de bakıp anlayacak; laf mı üretiliyor, iş mi yapılıyor diye! Bilinen bir şeyi tekrar söylemek bahasına gerçeği söyleyelim. PKK terörünü besleyen iç ve dış kaynaklar vardır! Bu bataklıkların ekonomik, kültürel, sosyal tedbirlerle kurutulması gerekir! Üslerinden, irtibatlarından ve desteklerinden ayrılması gerekir! Ve terörü ortadan kaldıracak bu savaşın kararlıkla, bir tek Mehmetçiğin kanını feda etmeden yapılması gerekir! Terörist saflarında bulunanların da kandırılmış, saptırılmış unsurlar olduğu asla unutulmadan sonuç olarak bu bölgenin, bu ümmetin kandırılmış unsurları olduğu göz önünde bulundurularak terörle savaşmalıyız!
Terörün eleman devşirdiği bölge, esası itibariyle İslam Orta Doğusu’dur! Bu dünya bu bölgenin İslam, Osmanlı Türk geçmişine saygı duymayan emperyalist emellerin güdümünde yabancılar tarafından büyük bir hoyratlık içinde parçalanmış, şekillendirilmiştir! Bu coğrafya yeniden aslına uygun olarak restore edilmek durumundadır! Yani siyasetin PKK terörü ile mücadele programının coğrafi boyutu ve tarihi boyutu vardır! O da Orta Doğu’nun İslam medeniyeti yani barış medeniyeti temelinde yeniden yapılandırılmasıdır! Türkiye’nin PKK terörü ile mücadelesinin coğrafya ve medeniyet vaz geçilmez boyutu İslam’dır! Bu husus unutulmamalıdır!