FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
..............................sayfaya dön

TÜRKİYE’NİN VE SİYASETİN HALİ

Bir kaç kelime ile Türkiye’nin AKP iktidarı döneminde hali pürmelalini görelim. Bu iktidar döneminde AKP’nin, millete karşı resmen verdiği tüm sözleri çiğnemiş ve inkar etmiş olduğu görülmüştür! Değiştim diyen ama dönen bir siyasi heyet son günlerini yaşamakta. Akıl ve vicdan bakımından bitmiş, halk desteği kaybolmuş bu emanet iktidar, maalesef siyasetin meşruiyetinin sorgulanmasına yol açmış durumdadır .
MİLLİ, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ
Türkiye’de sağlıklı, demokratik bir devlet yapısının oluşmasını teminat altına alacak kanun nedir, diye sorulacak olursa, hemen herkes anayasa der! Devleti oluşturan kuvvetlerin ve kurumlarının nasıl meydana geleceği, nasıl işleyeceği, görevleri ve sorumlulukları anayasa
da belirtilir! Bu üç siyasal gücün başında bulunan yasama (teşri, yani kanun yapma gücü) halkın oyu ile belirlenir. Diğer iki devlet gücünün yani yürütme (icra) ve yargı (kaza) güçlerini ise halkın meclisi doğrudan veya dolaylı olarak belirler! Yargının bağımsızlığı Türkiye demokrasisinin yıllardan beri ulaşmaya çalıştığı hedeftir! Ama bu konuda neredeyse bir arpa boyu yol alınabilmiştir! Yani yargıyı da önemli oranda güya halkın oyu ile belirlenen meclis belirler! Daha dumanı üstünde tüten bir rezalet Türkiye’de yargının yürütmeyi ne şekilde yürütmüş bulunursa bulunsun bir politikacı grubunun tahakküm ve tasallutu altında olduğunu inkar edilmeyecek bir şekilde ortaya koyuyor. Yargının bağımsızlığından şikayet ederek halkın acıma duygularını sömüren bu politika şebekesi, HSYK’nun toplanmasına bile imkan vermiyor! Nerede kaldı adalet? Adalet gibi masum bir isim bile bazılarının isminin başına geçince ne kadar kirlenebiliyor?
BU SEÇİM MEVZUATI VE AHLAKIYLA TÜRKİYE DERTTEN KURTULAMAZ!
Adaleti keyfi buyruklarına göre kuşa çevir! Adaleti devlet hayatından kov! Devletin bütün kurumları ile kavga et, işlemez hale getir!.. Peki yanlıştan yanlışa sürüklenen bu siyasal iktidar nasıl olmuş ta bir siyasal ucube olarak ortaya çıkabilmiş? Ortaya çıkmıştır ve çıkar da. Çünkü Türkiye’de siyaseti halkın ve hakkın belirlemesini sağlayacak bir seçim mevzuatınız yoktur! Ve Türkiye’deki tüm zafiyetlerin, krizlerin temelinde halkın hakkıyla seçim yapamaması gelmektedir! Çünkü seçim ahlakımız çok körelmiştir! Adam sendecilik, hazır lopçuluk seçim gibi en hayati işi bir seyirlik oyuna, horoz dövüşü veya güreş müsabakası seyretme bedavacılığına ve rant kapısı oluşturmaya döndürmüş vaziyettedir! Dini, vicdani ve insani bakımdan, bir oy’un bile hesabının, tükenmez bir vicdan yükü getirdiğinin farkında değiliz!
AZINLIĞIN ÜLKEYİ YÖNETMESİ BİR FACİADIR! SÜRDÜRÜLEMEZ!
Ama her şey halk adına birileri tarafından, yapılmaktadır! Sayının rolünü abartmak haktan kaçmaktır, bunu bir taraf olmayarak demeliyiz ki, bu meclis halkın çoğunluğu tarafından seçilmiş değildir! Seçmenlerin ancak üçte birinden biraz fazla olan bir azınlık, halkın ekseriyetinin iradesinden önemli sayılıyor! Bu işin adaleti, doğruluğu iddia edilebilir mi? Buna kim inanır? Halkoyu dediğimiz; halkın rızasını almak, helalleşmek, insanla ve mensubu olduğu milletle gerçekten hak sahibi olarak, geçerli bir anlaşma, biatleşme temeline dayalıdır! Demokrasi dediğimiz siyaset anlayışının bu temeli Batı’da Russo’nun “sosyal sözleşme” teorisinden beri çok açık olarak biliniyor! Bizde de çok köklü ahlaki ve tarihi temelleri var! İslam hukukunda “biat” olarak bilinen ve eski Türk hukukunda kurultaylarla belirlenen seçimlerin merasimlerinin ve geçerlilik şartlarının en basit teferruatına kadar bilindiğini hatırlatmak lazım! Ahlaksız, sorumsuz, hayali ve hukuksuz bir seçimin aldatmacalarına ve dayatmalarına karşı vicdanların uyanması gerek! Özetle, yapılan sözde anlaşma, yalan ve hayale dayanıyorsa, kamuoyunun isteği ile, onun emanetlerini kullandığını söyleyen kişiler, bu vekaletin geçerli olup olmadığını dinen, ahlaken, vicdanen sorgulamak ve mutlaka gününün birinde sorgulanılacağını bilmek mecburiyetindedir! Bu ahlaksızlığa göz yumulamaz, göz yumulmamalıdır!
TÜRKİYE VE MİLLET NE DURUMDA?
Türkiye ekonomisi, yıllardan beri sürekli açık veren ve bu açığı da borç ve akıl almaz faizleriyle ödeyen, soyulan ve sömürülen bir ülkedir! Gerçek budur! Bu acı gerçeği allayıp pullayarak, halka yutturarak, soyguna devam etmeye ve Türkiye’yi güçsüzleştirme ihanetine bazı iç ve dış mihraklar hız vermişlerdir! Milletin kendi kudret ve kuvvet kaynaklarını, verimli şekilde işlemesi şart olmasına ve başka bir kurtuluş ve yüceliş yolu bulunmamasına rağmen; bu akıl almaz teslimiyet yoluna sürekli itilmiş bulunuyoruz! Bütün bu kayıplara, hayal kırıklıklarına rağmen Türkiye ekonomik alanda sömürülmekte, sosyal bakımdan çözülmeye zorlanmakta, dış siyaset bakımından kazanımlarımız, haklarımız aşındırılmakta, kayba uğramaktadır! Sevr felaketi yeniden sahnelemek istenmekte, Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasında bir Ermenistan, “Kürdistan” ihdas edilmek istenmekte; Yunanistan’ın Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege, Karadeniz gibi alanlarda ve Türkiye’nin maddi, manevi varlığı üzerinde yürüttüğü sinsi savaş gözden ırak edilmek istenmektedir. İşte Türkiye’nin manzarası bu! Siyasetin durumu bu!..
 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali