EVREN’İN BÖLGE VALİLİĞİ TEKLİFİ, NASIL PKK’NIN VE GOB’UN EYALET SİSTEMİNİN PARÇASI HALİNE GETİRİLİVERİLDİ? Yukarıda anlattıklarımızın en son örneği olarak, bu aya damgasını basan bir eski cumhurbaşkanın sık sık kırdığı potlardan birinin üzerinde durmak gereğini duyuyoruz. Sayın Evren’nin arada sırada, Türkiye’nin gündemini değiştiren söz ve davranışları olduğunu hatırlayalım! Mesela, sürekli olarak antidemokratik maddeleri ve anlayışı dolayısıyla şikayet edilen anayasa, bir Evren anayasasıdır! Pan-Helenik Sosyalist Parti’nin lideri Papandreo’nun komünist hayalleri sonucu NATO’dan ayrılmış bulunan Yunanistan’ın tekrar NATO’ya alınması Türkiye’nin onay vermesine bağlı idi. Türkiye ile Ege’de, Kıbrıs’ta sürekli problem çıkarmış, yıllar boyu ABD, Batı ve NATO imkanlarının sınırlandırılması için savaş vermiş Yunanistan’ın NATO’ya dönmesine -değerli müttefikimiz ABD’li bir generalin bir telefon konuşması ile- Sayın Evren “evet” diyebiliyor! Ve Yunanistan NATO’ya giriveriyor, hiç bir şey olmamış gibi.
Sayın Evren’in bu onay için hangi akla ve fikre dayandığını bilmiyoruz. Ama Türkiye’yi muazzam bir dış politika enstrümanından sayın Evren mahrum edebiliyor! Yani Evren Türkiye’nin bir türlü dostluk ve vefa duygusundan nasibi olmayan ve Türkiye karşıtı siyasetleri beslemekten geri durmayan Yunanistan karşısındaki avantajını keyfi olarak yok ediyor, eline geçmiş bir fırsatı bir kalemde silip atıyor! CUMHURUN BAŞKANLIĞI YÜCE BİR MAKAMDIR! LAYIK OLUNMALI
Sayın Evren Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanıdır! Bu şeref az şey midir? Bu makama ne surette oturmuş olurlarsa olsunlar o insanlara bütün vatandaşların saygı duyması, sevgi duyması tabiidir. Ama bu saygının ve önemsemenin de istismar edilmemesi beklenir! Annan Planı gibi Kıbrıs’taki Türk haklarını sulandıran ve yokluğa terk edeceği belli olan bir planın müzakere edildiği ve Türkiye üzerinde psikolojik savaş dalgalarının yükseldiği bir dönemde insanların aklını karıştırmanın anlamı ne? ‘Zaten gereğinden fazla bir toprak parçası işgal edilmişti’ demenin anlamı ne? Besbelli ki Sayın Evren, “Kıbrıs Barış Harekatı”nın ne için yapıldığından haberdar değildir! Böyle bir zatın böylesine bir harekatın düzenlenmesindeki rolünün sadece bulunmaktan öteye geçmediği de buradan bellidir! Sayın Evren’in, 82 Anayasası’na göre kendini sorumsuz ve dokunulamaz ilan ettikten sonra da sık sık halkın kendisini unutmaması için ne gerekiyorsa yapmış olduğunu kabul etmek gerekiyor! Ama kabul etmelidir ki, kendisini her seferinde yeniden hatırlatabildi. Ama iyi, ama kötü, kendisinden hep bahsettirebildi. SORUMSUZLUK! AMA NEREYE KADAR?
1980 müdahalesinin, 1980 öncesi yaygın ve kanlı şiddet eylemleri sonucunda zaruri hale geldiği ve bu yüzden böyle bir müdahaleyi yapanların bu zaruret sebebiyle sorumsuz olduklarını kabul gerekiyor bizce! Yetmişli yılların son seneleri Türkiye’de yaygın silahlı şiddet eylemelerinin, ülkeyi neredeyse bölünmenin eşiğine getirdiği ve vatandaşların terörü sona erdirecek bir kurtarıcı eli haftalar, hatta aylar boyu beklediğini, hatta hasretle beklediğini hatırlayan canlı şahitler, ömürlerine bereket hala milyonlarca… Ancak 12 Eylül müdahalesi zaruret sebebiyle iktidara geçici bir süre el koyma imkanını bir grup müdahaleciye (yoksa isyancıya mı demek lazım?) sunsa bile bu iktidarda kalış süresi ve şartları zaruretle sınırlı olmalıydı! Ne yazık ki 12 Eylül müdahalesini yapanların bu sınırı aşıp aşmadıkları tartışılmamıştır! Bu tartışma da şüphesiz adabı içinde yapılmalıdır! TEK PARTİ İKTİDARI VE İSTİKRAR DOLMASI NEDİR?
Sayın Evren, Şubat ayının sonlarına doğru bir grup iş adamına, ülkede tek parti iktidarlarının faziletinden ve yararlarından bahsediyor ve diyor ki; “ister komünist olsun, isterse İslamcı tek parti iktidara gelmeli…” Koalisyon dönemleri kötüdür diyor! Bu görüşte olan bir hayli siyasetçi de mevcut! Bu görüşte olanların demokrasiyi, adil temsil esasını, vatandaşın rey ve düşünce hakkını ciddiye almak ve önemsemek gibi bir görevleri yok! Adalet te, hürriyet te önemli değil! Koalisyon idareleri işe yaramaz, bizde tutmaz gibi bir peşin hükmün etkisi altında bulunuyorlar! Onlara göre çok partili çoğulcu demokrasi yoktur! Bize iki partili bir demokrasi kafi ve vafi düşüncesindeler! Üstün körü, çok yüzeysel bir bakışın sonucu olarak, 1960 Anayasası ile açılan ‘parlamenter demokrasi’ anlayışının hangi tarihi sebepler sonucunda Türkiye’ye hakim olduğunu araştırmış olmadıkları açıktır! Kolay yönetim imkanı sağladıklarına inandıkları ‘başkanlık sistemi’, ‘federal sistem’ gibi sistemler akıllarına düşüveren cazip formüllerdir! CAZİP FORMÜLLERİN, DİBİNİ ASTARINI ARAŞTIRACAKSIN!
Böyle cazip formülleri ortaya atan liderlerin ve kamuoyunun önemsediği medyatik şahsiyetlerin, ortaya attıkları sihirli formülleri duyurmadan çok inceleyip sık dokumaları şarttır! Biz Sayın Evren’in bölge valiliği ve çok değerli Kürt kökenli vatandaşlarımız hakkındaki iyimser tahminlerinin de gerçek olduğunu biliyoruz! Ama Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerinde öylesine dehşet verici bir milletleştirme operasyonu uygulanmaktadır ki, Türk Milleti içinden bir millet ve bir ayrı vatan icat etme fesadına yönelen güçler, Ortadoğu’nun petrol zenginliğini paylaşmak ve sömürmek için vatandaşlarımızı asla kendi başlarına bırakmamakta her türlü tahriki, baskıyı sürdürmektedirler, bu gerçeği göreceksiniz! Lafınızın kimler tarafından, nasıl değerlendirileceğini hesaplayacaksınız! Sonra ne olur? Öcalan ve kanlı çeteleri tarafından alkışlanırsınız! Fesat propagandasının sizin üzerinizden yapılmasına vesile olursunuz! “MİLLİ VE GÜÇLÜ İKTİDAR!” ACİL BİR ZARURET, AMA NASIL?
Yani Türkiye’de ve Ortadoğu’da her masumane temenniyi bile hainane emeller için kullanabilecek bir fesat hareketi yeşertilmiştir! Durum ciddidir! Türkiye’de bu fesada karşı dur diyecek güçlü ve milli bir iktidara ihtiyaç vardır! Yıllar önce söylediğimiz hedef, bugün de doğrudur! Herkesin Türkiye’nin varlık ve geleceği için bir yeni iktidar arayışında müşterek hedefi; yıllar evvel söylediğimiz ve gerçekleştirdiğimiz “milli ve güçlü iktidar için milli güçlerin iş birliği”… Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler! Bütün Millet ve Türkiye sevdalılarının uyanma ve davranma günüdür!