FAIL (the browser should render some flash content, not this).
 
.............................sayfaya dön
HRANT’IN KATLİ KAMPANYAYI ANINDA BAŞLATIYOR!

Gazete 1-16 şubat tarihli, 105. sayısının baş yazısında bakınız olayı nasıl belgeliyor! Katliamın duyulmasıyla Taksim’de ve Agos Gazetesi’nin bulunduğu Osmanbey’de toplanmaya başlayan on bini aşkın (Suikast akşamı yayınlanan tv görüntülerine göre mübalağalı bir rakam!) duyarlı insan, akşam saatlerinde (yani suikastın yapıldığı 15 raddelerinden akşam saatlerine yani 17-19,30 sıralarında) Taksimden Agos Gazetesi’ne yürüdü, “Hepimiz Hırant’ız”, “hepimiz Ermeniyiz” “İşte devlet işte soykırım”, “Katil Devlet hesap verecek”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarını atan kitle ilk tepkisini böyle dile getirdi…” Ertesi gün yapılan cenaze merasiminin sloganlarının Türkçe, Ermenice ve Kürtçe olarak teşhir edildiğini gören gözlemciler, Türkiye’de ve bölgede başlatılmak istenen ayrıştırma ve ajitasyon çabalarının bir kanlı olay etrafında organize edilişini görüyorlardı.
Yıllardan beri biriken yıkıcı potansiyel, Hrant’ın cenazesini özlediği bir fırsat olarak değerlendirecekti. Ertesi günkü sloganlara ilginç ilaveler de yapılacaktı. Mesela “Kahrolsun Faşist Kemalist Diktatörlük”, “İşte Devlet İşte Soykırım”, “Soykırım Devam Ediyor” sloganı, Hrant’ın portresi üstte, altta ise “1.500.001. ölüm” diyebiliyorlar! DİNK’İN CENAZESİ TÜRKİYE ALEYHİNE KULLANILIYOR!
Bu sloganların nasıl bir karşılıklı öfkeyi ortaya çıkaracağını, bu kampanyayı belki miller ötesinden ayarlayan, düzenleyen beyinler bilmiyorlar mıydı? Bilmeseler oturdukları masalarda, koltuklarda oturmalarına izin verilir miydi? Bu sloganlar, uzun süreden beri Türkiye’nin sokulduğu, milli kimliğin hırpalanması, yıpratılması, mümkünse parçalanması kampanyasının bir parçası… Ve son derece tahrik edici cinayetin hemen sonrasından itibaren bir cadı avı başlatıldı. Suçlu belliydi, “Faşist Kemalist Diktatörlük.” Kötülenen eylem de, Hrant Dink’in katli değil, “soykırım”dı. Yani bu “tarihi insanlık suçunu işlemiş (!?) olan Türkiye suç işlemeye devam ediyordu?” Yani milyonlarca insan, bir soykırımı işlemiş olmakla suçlanıyor ve Türkiye’de yaşayan, kendi kanaatlerince on binlerce vatandaşımız, içlerinde Ermeni olmadıkları besbelli olan bir yığın insan “biz Hrant’ız, Ermeniyiz” diyebiliyorlardı. Kendi ülkelerini soykırımla suçluyor ve Ermeni olduklarını söyleyebiliyorlardı. Bu sözler kaçınılmaz olarak milli kimliğe bir itiraz ve saldırı olarak algılanacaktı. Bu kaçınılamazdı ve zaten amaç da buydu. Canlılar aleminin birinci yasası er veya geç harekete geçecekti. Canlı varlık kendi varlığına tehdit olarak nitelediği bütün tepkileri, sınırlamaları mutlaka cevaplandırır. Amipten insana tüm canlı varlık, öz nefsin, benliğin korunmasını sağlar. Yani bu sloganları yazıp, ya da yazdırıp, kitleyi tetikleyenler yani Dink’in cenazesini kullananlar milli bir tepkiyi istiyor ve bekliyorlardı… Ve öylesine baskıcı, öylesine tehditkar bir grup oldular ki medya üzerinde estirilen bu terör karşısında kaçınılmaz itirazlar da görülmeye başladı. Fikir, vicdan ve kanaat hürriyeti üzerinde kurulmak istenen terörist baskıyı dile getirenlerden biri de Sayın Özkök’tü. Fransa’da başlayan ve dalga dalga pek çok ülkeyi içine almaya müsait, “Ermeni Soykırımı” iftirasının boğucu baskısının nerelere kadar uzandığını Sayın Başbakan da okusa iyi olur! (Peki biz adam değil miyiz? Hürriyet, 6.02.2007) TÜRKİYE VE BÖLGE PSİKOLOJİK SAVAŞ İÇİNDE
Zaten hazırlıklar da bu istikamette idi… Nitekim haftalar boyu zan altına alınmış bir Karadeniz ili rencide edilebildi… Derken soykırım iftirasını tekrarlayan, kendi milletini karalayan insanlara karşı duyulan öfke, zapt olunmaz ve kaçınılmaz olarak sahalarda da kendini göstermekte gecikmedi. Hırant’ın doğduğu vilayetimizin futbol takımının bile sataşmalara maruz kalması Türkiye’nin içine sürüklendiği psikolojik fırtınanın oluşturduğu dev dalgaların ne kadar zararlı olduğunu göstermeye yeter ve artar! Türkiye hasım derin devletlerin oluşturduğu, büyük bir psikolojik savaş fırtınasının içine düşmüş görünüyor. Böyle bir fırtına okyanusunda soğukkanlılığa ihtiyacımız var! Devlet gemisinin ve millet varlığının bu psikolojik savaş okyanusunun dev dalgalarıyla mücadele etmesini sağlayabilecek kapasitede bir iktidarın bulunmayışı hele kendi öz devleti ile kavgalı bir iktidarın bulunması talihsizliktir! Kendi devletlerine bütün derinliklerine ve ufuklarına sahip yönetimler, dünya devletlerinde bir süreden beri yönetimde. Kimisi dağılma sürecine girmiş bir imparatorluğu diriltmiş (Rus), kimisi dışlanmış bir imparatorluğu (Çin) süper güç haline getirmiş ama bizimki gibi kendi devleti ve halkının gerçek çıkarlarıyla kavgalı bir iktidar tam bir garabet ve Türkiye’nin problemi… Bu problemi acil olarak çözmeliyiz!
 
 
 
Millet Partisi 2007• petek-webtasarım
ana sayfa      |     partileşme    |     yorum     |     arşiv     |     Aykut Edibali